Anonim

Anonim sordu:

Genc kizim her gun masturbasyon yapiyorum evlenene kadar bekleyemiycem napmaliyim

Her şey senin elinde tatlım… Ben bir şey diyemem. Evet, çok güzel bir şey ama, sonunda pişman olmak da var :(

Kapıcımızla…

image


        Sabah kahvaltımızı yapıp kocamı işe gönderdim. Bahar havası, üstümde şeffaf geceliğim, altımda hiç bir şey yok, tembel tembel vakit geçiriyorum. Canım sıkıldı, tam giyinip çıkayım diyordum ki, kapı çaldı. Boş bulunup öylesine açıverdim ben de… İçimde hiçbir şey olmadığını unuttum… Karşımda Hasan… Apartmanın kara yağız kapıcısı… Beni o vaziyette görünce gözleri fırladı. Önce kekeleyerek bir şeyler dedi anlamadım.

        - “Gel içeri, kapının önünde hiçbir şey anlamadım” dedim, içeriye alıp kapıyı kapadım.

        Siparişleri getirmiş. Bir de aidatları toplamış, yeni yönetici olduğumdan makbuz kesmem için bana getirmiş. Salonda oturuyoruz, Hasan’ın gözleri önünde, kaçamak bakmaya çalışıyor konuşurken… Kalkıp vitrinin alt çekmecesinden defterleri aldım. Eğilince mini gecelik kalçalarıma kadar açıldı. Vitrinin aynasından açılan hazinelerime baktığını gördüm, arama işini biraz uzattım.

        - “Bir çay alır mısın Hasan? Yeni demledim…”

        - “Alırım zahmet olmazsa yenge…”

        Çayları getirdim. Masaya koyarken eğilince yakası açık gecelikten memelerimin göründüğünü fark ettim, aldırmadım. Hoş, zaten dekoltesine gerek kalmadan, şeffaf tül gecelikten gözüküyordu da… Neyse, oğlanın gözleri kenetlendi memelerime… Yutkunarak bakıyordu zavallı…

               image

        Karşısına geçip oturdum, gelen aidatların makbuzlarını yazıp paralarla defterleri tekrar çekmeceye koydum. Pantolonunun önünü saklamaya çalışıyordu mahcup mahcup… Bir şey yapmaya cesareti yoktu, işini kaybedebilirdi. 25 yaşlarında, esmer bir çocuktu, evlenecekti.

        - “Nişanlın nasıl Hasan, düğün ne zaman?”

        - “Yenge, düğün için para biriktiyorum, biraz daha var…” dedi.

        - “Yani kendine hiç para harcamıyorsun?”

        - “Nasıl harcıyam yenge? Bir an önce parayı tamamlamam lazım, düğünü etmem lazım. Yalnızlık zor…”

        - “Tabi yaa… Yapayallnız olur mu hiç? Herkes karısına sarılıp yatarken sen… Neyse… Kocamın giymediği pantolonlar gömlekler var. Bir gün gel de bakarsın onlara… Bir de giyim masrafı yapmaktan kurtulursun. Şimdi benim hazırlanıp gitmem lazım. Sen çayını iç, giderken kapıyı çekersin” dedim.

        Yatak odasına gittim. Odanın karşısında ayna vardı, o aynayı görüyordu oturduğu yerden… Ben de soyunup sütyenimi taktım. Aynadan beni seyrediyor, sikini okşuyordu. Ben onu görüyorum ama kapıcı onu gördüğümü düşünemiyor. String külodumu giyip üstüne siyah jartiyer çoraplarımı giydim. Bluzumu geçirdim sırtıma, düğmeleri ilikleyecektim, tam o sıra telefon çaldı.

        Telefon salondaydı. Olduğum gibi salona gittim, telefonu açtım. İşten arıyorlardı. Tek elle bluz düğmelerini iliklemeye çalışırken diğer elim telefonda, konuşmaya başladım. Zavallı… Apartman yöneticisi önünde yarı çıplak oluşuna aldırmadan, gayet normal bir şeymiş gibi telefonda konuşuyor… Bluzun önü açık, dantel sütyen, memelerim meydanda, altımda kutumu kapatmayan string külot, jartiyer çoraplar…

        Beni öyle görünce yine gözleri büyüdü. Hemen çayını içip kalktı. Ben gidiyorum diye bir işaret yaptı, ben de tamam anlamında başımı sallayıp konuşmama devam ettim. Pantolonundan kalkmış siki belli oluyordu. Gözü arkada, çıkıp gitti.

        İşte böyle kocacığım…   

image

        - “Desene çocuğu delirttin.” dedi kocam… Yatakta çıplak uzanmış, benim kapıcıyla yaşadığım olayı anlatmamı dinliyordu zevkle… Az önce sevişip boşalmış olmasına rağmen, anlattıklarımla siki yine kalkmıştı. Başım göğsünde kalkan sikini okşuyordum. “Garanti seni düşünüp otuzbir çekmıştır. Ulan Gül, az orospu değilsin haaa…” Bunu duyunca kikirdedim,

        - “Sen de az pezevenk değilsin kocacım…” dedim işveli işveli… “Baksana kapıcı karının amına, götüne baktı deyince sikin nasıl sertleşti…”.

        - “Ne yapayım Gül… Öyle ballandıra ballandıra anlatıyorsun ki… Hoşuma gidiyor işte senin orospulukların… Erkeklerin sana bakmaları, sikmek istemeleri, sikmeleri… Tahrik oluyorum.”

        - “Hadi öyleyse… Madem tahrik oldun, değerlendir bakayım. Bir posta daha sik beni kocacım…”

        Bekletmedi kocam, bacaklarımı aralayıp içime girdi, bir posta daha sevişti benimle….

image

        Hafta sonu kahvaltıdan sonra sordum kocama,

        - “Senin giymediklerini vereyim kapıcıya? Ne dersin?”

        - “Verebilirsin ne istiyorsan karıcığım” diyerek muzip muzip gülümsedi… Kapıcının istedikleriyle kocamın benim vermeme izin verdiği şeyler konusunda şeytanca düşünceleri vardı, belli oluyordu.

        - “Sen de seyredersin değil mi ?

        - “Evet… Hem yardım etmiş olursun, çocuğun parası yok kerhaneye gitmeye…”

        - “Bedava orospuluk mu yapayım?”

        - “Sen kendin delirtmişsin çocuğu… Bir üstüne atlamadığın kalmış kızım…”

        Plan yaptık. Seyyar aynayı yatağın çaprazına koyduk. Kocam da elbise dolabına girip kapağını hafif aralık bırakacaktı. Bacaklarıma ten rengi parlak ortası açık külotlu çorabımı giydim. Üstüne de yakası açık, kısacık mini elbisemi… Kapıcının düğmesine basıp işi bitince yukarı gelmesini söyledim. Fazla beklemeden kapının zili çaldı. Baktım, kapıcıydı. Sanırım koştura koştura gelmişti benim çağrımı duyunca…

        - “Gel içeri, şu kıyafetlere bakalım seninle…” dedim.

        - “Enişte yok mu yenge?” diye sordu tutuk tutuk…

        - “İşi var bugün eniştenin, sabahtan çekti gitti…” diyerek yatak odasına girdim. Odanın kapısında çekingen, utangaç bir tavırla duruyordu. “Durma öyle gel içeri, bak şunlara…” diyerek yatağın üstüne yığdığım kocamın kıyafetlerini gösterdim.

        Fizik olarak kocamla hemen hemen aynı ölçülerdeydi. Yatağın yanına yaklaştı, kıyafetlere elini sürmeden bakıyordu. O bakarken ben de çekmecelere eğilip bakıyor, her çekmeceden bir iki parça daha çıkarıp yatağın üzerine fırlatıyordum. Her eğildiğimde mini elbisemin etekleri kalçalarıma kadar çıkıyordu.

               image     

          Bacaklarımı, kalçalarımı sergiliyordum adama… Tuvalet aynasından onun hedefine kilitlenmiş aç gözlerini, pantolonun önünü okşadığını görebiliyordum. Eşya işini uzattıkça uzatıyor,

        - “Şu alt çekmecede de bir şeyler vardı galiba…” diye diye domalarak aranıp duruyordum. Elime bir pantolon aldım. Ona uzatıp, “Bir dene bakalım olacak mı?”

        Pantolonu alıp dışarıya çıkmaya davrandı.

        - “Nereye gidiyorsun? Burada dene. Daha bir sürü kıyafet var. Yoksa her seferinde aşağıya gidip gelecek misin?”

        - “Şey… Yenge… Ayıp olmasın diye yani…” diye kekeledi.

        - “Bırak bunları canım… Kaç göç senin köyde kaldı. Plajda herkes mayoyla dolaşıyor. Ha denizde mayo, ha burada don, ne fark eder ki? Hadi bırak utanmayı falan da, dene şunu… Üstüne olanları al git. Akşama kadar oyalanmayalım bunlarla…”

        Arkamı dönüp aranmaya devam ettim yine… Çocuk pantolonunu sıyırdı. Etajerin aynasından donunun önündeki kabarıklığı görebiliyordum. Epey iri bir şeye benziyordu. Sanki koca bir salatalık yerleştirmişti donunun içine… Kocamın pantolonu geçirdi sonra.

        - “Sanki sana göre dikilmiş.” Dedim. Elimdeki başka bir pantolonu uzattım, “Bir de buna bak.”

        Ayağındakini çıkardı, donuyla kaldı yine… Üstünde gömlek vardı. Pantolonu bırakıp kocamın gömleğini verdim.

        - “Önce bunu dene… Bakalım gömlekler olacak mı senin bedene…”

        Gömleği çıkardı, fanila vardı altında, onu da çıkarttırdım. Oldukça kıllı bir göğsü vardı. Bütün gün apartmanın işlerini yapmaktan kasları gelişmişti iyice… Vücut çalışanlara benziyordu üst kısmı… Pala bıyıklarıyla kaslı bedeni içimi titretti. Kendime gelmeye çalıştım. Üstüne atlayabilirdim her an…

        Oyunu sürdürdüm. Gömleği tutup giymesine yardım ettim, o önümde donuyla dikilirken gömleğin düğmelerini ilikledim. Parmaklarım göğsündeki kıvırcık kara kıllara değiyor, içim bir hoş oluyordu.

        - “Bu da tamam, çıkarabilirsin…” dedim. O gömleği çıkarırken ben yatağa oturdum. Mini eteğim sıyrılmıştı otururken, parlak çorabımın süslediği bacaklarım upuzun meydandaydı. Yatağın üstündeki giysilerden bir şort çekip aldım. Gömleği çıkarıp ayağında donuyla kalan kapıcıya uzattım.

        - “Bunu dene.” dedim. Sesimdeki otoriter hava sözüme karşı gelinmesini istemediğimi anlatıyordu ona… Elimden aldığı şortu donunun üstüne giymeye davrandı. “İkisi de don zaten… Don üstüne don giyilir mi? Çıkar seninkini, şortu öyle giy…” dedim sertçe…

        Bir an durup baktı, sonra utanarak altındaki donu sıyırdı. Şortu giyene kadar ben göreceğimi görmüştüm. Göz ucuyla gardrobun kapağının hafifçe aralandığını da gördüm. Kocam iyice görebilmek için bir parmak daha açmıştı gardrobun kapağını…

        Kocaman, esmer teni gibi koyu renkte bir aleti, kocaman taşakları vardı kapıcının… Zenci siki gibi upuzun, simsiyah kılların arasında benim bileğim kadar vardı kalınlığı… Gözlerim faltaşı gibi açıldı aleti görünce… İster istemez ağzım sulandı, yutkundum. Elinde şort tarzan gibi çırılçıplak önümde duruyordu.

               image

        Şortu ayağına geçirene kadar baktım gözümü ayırmadan… Ben baktıkça önündeki kalınlık da artmaya başlamıştı. Şortu giydi, o da tam oldu. Pantolon ve gömleği alıp odadan çıkmak istedi,

        - “Kusura bakma yenge…” diyordu yine utanarak…

        - “Nereye gidiyorsun, bırak elindekileri, şu şortu da dene bakayım…” dedim. Çekinerek,

        - “Enişte falan gelir, yatak odasında rezalet çıkmasın.”

        - “Korkmana gerek yok. Enişten de evde yok zaten, olsa da biz bir şey yapmıyoruz ki… Şimdi bunu giy hemen” deyip başka bir şort uzattım.

        Bacaklarımı daha da açtım. Görebildiği kadar görsün dedim içimden… Ben onun her yerini gördüğüme göre… Üstündeki krem renkli dar şort çok yakışmıştı esmer, kaslı bedenine… Hele önündeki kabarıklık… Nerdeyse dışarıya çıkacaktı, çadır gibi bir tümsek oluşmuştu.

        - “Gel bakayım, yaklaş, belini düzelteyim, tam olmadı galiba bu sana…” diyerek yanıma çağırdım.

        İki adımda yanıma geldi. Önümde durdu. Kapkara çakmak çakmak parlayan gözler, simsiyah gür saçlar, pala bıyıklar, etli kırmızı dudaklar, konuştukça ağzının içinde parlayan düzgün beyaz dişler, kaslı, kıllı, taş gibi bedeni…

        Şortun önünden, lastiğinden tutup kendime çektim biraz daha… Yatakta oturduğum yerde bacaklarımı aralayıp iyice kendime yaklaştırdım. Bir terzi edasıyla şortun belini düzeltir gibi yaptım. Elim yanlışlıkla olmuş gibi önündeki tümseğe çarptı. Hafif eğiliverdi aniden elim sikine değdiğinde,

        - “Ihhh…” diye istemsiz bir inilti çıktı dudaklarından… Kısık sesle,

        - “Pardon…” dedim. Başımı kaldırıp gözlerine baktım. Dudaklarım aralanmış, istek dolu gözlerle bakıyordum dudaklarına… Konuşmadık hiç, birbirimize baktık. Mesajımı almıştı.

        - “Öyle güzelsin, öyle çekicisin ki yenge…” deyip iki eliyle çoraplı bacaklarımı okşadı.

        - “Bak burda olanlar burda kalır, yoksa bana saldırdı der, rezil ederim seni… Kimseye anlatmak yok. Her şey aramızda kalacak tamam mı?”

        - “Merak etme yenge, kimseye anlatmam…” diyerek elini eteğimin altına soktu.

         İyice araladım bacaklarımı… Külotlu çorabın ağındaki delikten çıplak tenimi buldu, amımın dudaklarını okşadı. Ben de ayağındaki şortun belinden tutup aşağıya sıyırdım. Bilek gibi alet dışarıya fırladı dimdik, taş gibi… Elime alıp okşamaya, ağzımı yaklaştırıp yalamaya, emmeye başladım. Ağzıma çıkarıp çıkarıp sokuyor, boydan boya yalıyor, arada konuşuyordum.

        - “Siktigin başka kadın var mı bizim buralarda?”

        - “Yok yenge.”

        - “Bak dogru söyle. Genç adamsın, yalnızsın, nasıl yapıyorsun kadınsız, yalancı?”

        - “İnan yenge yoktur. En son geçen sene genelevde bir kadınla beraber oldum. Ondan sonra da para biriktirmek için napayım, dergilere bakıp otuzbir çekiyom.” 

        - “Sadece dergilerdeki kadınları mı düşünüyorsun otuzbir çekerken?” Bir eli bacaklarımda, bir eli elbisemin dekoltesinden içeri girmiş, mememi avuçlamış, sıkıyordu. Siki ağzımda, zevkle inledim. “Ohhhh…”

        - “Yok yenge… Geçen gün seni öyle cıbıldak gördüm ya… Aşada seni düşünerek otuzbir çektim. Çok acaip olmuştum, dayanamadım.” Sikinin gövdesine hafif ısırık attım, kıvrandırdım oğlanı….

        - “Bir kere mi otuzbir çektin, yalancı?” dedim gülerek…

        - “Ohhh… Issırma yenge… Çok güzel yalıyosun valla… Bi kere olur mu hiç? Her gece hayalimdesin sen… Her gece üç postam var sana…” deyince duramadım artık…

image

        Elimdeki zenci sikini bıraktım. Telaşla elbiseyi üstümden çıkarıp fırlattım, yatağa uzandım. Külotlu çorap ayağımdaydı. Bacaklarımı araladım davet edercesine… Geldi, çorabın içindeki kırmızı ojeli narin ayaklarımı ellerine aldı, yalayıp öpmeye başladı. Zevkle inliyordum. Amım ıslanmıştı.

        - “Demek beni düşünüp otuzbir çektin ha? Çok mu hoşuna gitti gördüklerin, anlat bakalım.”

        - “Offf… Sorma yenge… Seni öyle yarı çıplak görünce… Bi de karşımda domalıp durunca… Her şeyini gördüm…”

        Ayaklarımı bırakmış, çorabı yalaya yalaya yukarıya çıkıyordu. Biraz sonra pala bıyıkları ıslanmış amımı fırçalamaya, şapır şupur yalamaya başlamıştı. Kıvrandım yatakta… İnlemeye başladım.

        - “Her şeyimi gördün ha? Neremi mesela? Neyimi gördün yaramaz? Çok mu beğendin?”

        - “İşte… Her şeyini yenge… Amcığını gördüm… Kaymak gibiydi… Tam yalamalık, tam sikilmelik amın var yenge…”

        - “Bak seenn… Tam sikilmelik ha? Hadi şimdi sikini bana dogru uzatarak yat. Ben de seni yalamak istiyorum.” dedim. Dediğimi yaptı. Başını benim araladığım bacaklarımın arasına gömerken, o da sikini bana uzattı.

        - “Hmmm… Harika… Yalamaya devam et… Sakın durma…” diye emir verdim. Koca sikini yalamaya başladım ben de… “Kocaman sikin var canım… Nerde büyüttün bunu böyle?” dedim iştahla yalarken…

        - “Seni görünce büyüdü işte yenge…”

        Kesinlikle yirmi santimden aşağı değildi uzunluğu… Koca kafalı kalın sikini büyük bir iştahla yalıyordum. Siki kadar dili de kocamandı oğlanın… Köpeğin yalaktan su içtiği gibi şapırdata şapırdata yalıyordu amımı…

        Artık dayanamaz hale gelmiştim. Hem yalaşmalarımız, hem yaptığımız erotik sohbet bitirmişti beni… Sikini yalamayı bıraktım. Saçlarından tutup başını kasıklarımdan uzaklaştırdım. Uzun siki belinden tutup iki yana salladım,

        - “Hadi, göster bakalım yengene… Sikilmelik amı nasıl sikiyorsun? Bu koca sikini geçir yengene… Hadi erkeğim benim…”

image
        Yatağa iyice yerleşip çoraplı bacaklarımı araladım. O da bacaklarımın arasından yaklaştı. Kalkmış siki elime alıp, ağı açık külotlu çorabı sularıyla ıslatan amıma sürtmeye başladım. Sikinin şapkasını kabarmış klitorisime sürttükçe zevkten kendimden geçiyordum.

        Sonunda kafasını deliğime dayadım. Oğlan da kalçasını ileri atıp itmeye başladı. Amımın dudakları geriliyordu koca alet girerken… Yavaş yavaş girdi. Belinden tutmuş, girişe kumanda ediyordum. Yarıya kadar girdi, ıslak amımda ileri geri hareket etmeye başladı. Daha tam yarısındayken kasıldı birden,

        - “Geliyorum yenge…” diye inledi.

        - “Sakın içime gelme.” dedim nefes nefese…

        Son anda amımdan çıkarttı, kendini geriye attı. İlk fışkıran döller üstüme başıma, külotlu çorabın üzerine yağdı. Fırlayıp ağzıma aldığımda son püskürmeleri kapabildim. Bir güzel yalayıp yuttum spermlerini… Sikini temizledim, dudaklarımda kalanı da parmağımla alıp ağzıma soktum. Zavallı ben yaladıkça inliyordu. Çabuk gelmişti abaza oğlan…

image

        Kalktım, banyoya gidip üstümdeki tek giysi olan külotlu çorabı çıkardım. Oğlanın döllerini temizledim. Aceleyle tekrar yatak odasına gidip kendimi yatağa, koca yaraklı erkeğimin yanına attım çırılçıplak…
Oğlan sanki hiç boşalmamış gibi dimdik vaziyetteydi. Her yerimi öpüyor, yalıyordu. Pala bıyıkları dudaklarımda, boynumda, memelerimde, göbeğimde dolaştıkça ben zevkten kıvranıyordum.

        Ben de doymamıştım daha… Elimle itip yatağa devirdim koca oğlanı… Üstüne tırmandım, koca sikinin üstüne oturdum. Alet amımı yara yara girdi içime… Kasıklarımız birleşene, alet dibime dayanana kadar hiç bitmeyecek sandım… Bacaklarımın arasında öyle bir kalınlık vardı ki… Sikinin üstünde oturup kalkıyor, şehvetle kıvranıyordum. Öyle ıslanmıştım ki, kalın alet içimde yağ gibi, yara yara girip çıkıyordu. Zevkten kendimi kaybettim sanki… İnliyor, feryat ediyordum.

        - “Offf… Harika… Harika… İçimi doldurdu yarağın… Ooohhh… Erkeğim benim… Devam et… Sik beni… Geçir sikini yengene… Canım benim… Ohhhh…”

image

        Belimden tutmuş, indirip kaldırıyordu hınzır… Ben alçalmaya başladığımda tutup aniden çekiyor, küt diye yarağı vajinamın dibine gömülüyordu.

        - “Sikim hoşuna gitti mi yenge? Güzel mi sikimi yemek? Ohhhh… Senin amcığın harika yenge… Girdikçe giresim geliyo… Ohhhh…”

        Üstünden indim. Kocaman kara şey amımın sularıyla pırıl pırıl parlıyordu. Aceleyle domaldım, kalçalarımı sallayıp erkeğimi çağırdım yanıma… Hemen geldi. Kalçalarımı okşadı… Titriyordum.

        - “Mmmm… Yala biraz… Dilini hissedeyim amımda…” diye inledim.

        Başını arkama gömdü. O uzun ıslak diliyle yine köpek yavrusu gibi arkamdan amımı götümü yaladı şapırdatarak…

        - “Hadi geçir şimdi yarağını… Amıma sok…” dedim iştahla…

        Belimden tutup koca sikini dayadı arkamdan… Büyük başı kapıma dayandı. Ben bacaklarımı aralayıp girmesi için beklerken o bir anda tutup dibime kadar gömüverdi kocaman aleti… O kadar ıslanmış, o kadar kayganlaşmış olmasına rağmen koca alet lap diye girince gözlerimde şimşekler çaktı birden…

        - “Ohhhhh… Aahh… Yavaş hayvan… Deldin… Deldin içimi… Koca yarağın ağzımdan çıkacak sandım… Oohhhhh… Sik… Geçir… Düz beni… Düz koca yarağınla… Köküne kadar geçir… Acıma bana… Becer beni… Oohh… Aahhh…” diye inleyip feryat ettikçe çocuk zevkten daha da hızlanarak sikiyordu.

image
        Gardropta fare gibi gizlenip bizi izleyen kocamın gözü önünde acımadan, hırpalayarak amıma koyuyordu. Pezevenk kocam da şu anda mutlaka eli sikinde, bize bakarak otuzbir çekiyor olmalıydı…

        Kocam aklıma gelince daha da azdım, aldığım zevk daha da arttı. Hem arkamda beni koca yarağıyla siken erkeğime, hem gardropta bizi seyreden kocama ziyafet çekiyordum. Kocam duysun diye, arkamdakini daha da azdırayım diye inlemelerimin dozunu iyice arttırıyor, abartıyordum.

        Sonunda zirveye vardım. Titremeye, kasılmaya başladım. Ben kasıldıkça içimde gidip gelen kalın aleti de sağıyordum. Oğlan da dayanamadı, bağırmaya başladı. O orgazm fırtınası arasında nasıl akıl edebildiysem bağırdım,

        - “Çıkar… Çıkar çabuk… İçime attırma…”

        Kahretsin… İçime boşalmasını istiyordum deli gibi, ama hamile kalmaktan da aynı derecede korkuyordum… Bundan sonra mutlaka önlem almalıydım. Hap, spiral, neyse… Yaşadığım zevki dibine kadar yaşamalıydım. Son anda içimden çıkması zevkimi yarım bırakıyordu.

        Bağırmam üzerine aniden, ilk girişi gibi hızla, lap diye çıkardı içimden… Şişe mantarı çıkarken çıkan sesin aynısıydı. Amımda bir boşluk oluştu sanki… Yüzükoyun kendimi yatağa attım. Orgazm kasılmalarım hala devam ediyor, zevkimi arttırmak için bacaklarımı sımsıkı birleştirmiş, yatağın üstünde kıvranıp duruyordum.

        Kapıcının amımdan yeni çıkmış, sularımdan ıslanmış kaygan sikini sıvazlarken çıkan şakırtıyı duydum. Amımda başlayan boşalmasını dışarıda eliyle devam ettiriyor, arkamda otuzbir çekiyordu. Sırtımda, belimde, kalçalarımda fışkıran döl damlalarının sıcaklığını duydum.

        Kocam da gardrobun içinde boşalmış olmalıydı. Bu kadar da dayanamazdı çünkü, biliyordum. Mutlulukla gülümsedim. İki erkeği birden memnun etmiştim. Ben iyi bir orospuydum.

               image

        Oğlanın elini kalçalarımda hissedince kıvrandım. Yanıma uzanmış, yattığı yerde, bir tümsek gibi havaya dikilen popomda, kalçalarımda okşayarak dolaşıyordu kaba, nasırlı elleri… Ürperdim. Az önce üstüme attırdığı dölleri bulaştırdı, kaygan parmaklarını iki yarım küremin arasındaki çizgiye getirdi. Kaygan orta parmağıyla büzüğümü okşadı. Hoşuma gitti parmağının teması… Yayıldım iyice… Kalçalarım aralandı.

        - “Hiç göt siktin mi sen?”

        - “Yok yenge… Hep duydum da, nasıl olduğunu bilmem. Götten de vercen mi bana?” Gülümsedim, şivesini taklit ettim,

        - “Vercem tabi… Böyle yarağa götüm kurban olsun. Götümü de vercem sana erkeğim…”

        Anlaşılan kocam, bir süre daha o gardroptan çıkamayacaktı. İşimiz vardı çünkü…

image

Kayınpederim tecavüz etti…

image 

       Ben Gül.  27 yaşında, kumral, yeşil gözlü, gerçekten çok çekici ve güzel bir kadınım. Beş yıldır evliyim. Eşimin ailesiyle ailecek tanışıyorduk. Biz evlenmeden on yıl önce babası ölmüş, annesi tekrar evlenmişti. Evlendiği adam da benimle aynı kuruluşta çalışıyordu. Benim şefim konumundaydı. Kayınpederim beni çok sever üzerime toz kondurmazdı. Bana duyduğu ilginin bir kayınpederin gelinine duyduğu ilgiden çok daha farklı olduğunu daha sonraları anlayacaktım.

       Kocam benden beş yaş büyüktü. Biraz pasif, edilgen bir kişiliği vardı. Hiçbir şeyime karışmaz, hiçbir yaptığıma karşı çıkmaz, her istediğimi yapmak için çırpınırdı adeta…  Belki de onunla evlenmeyi kabul etmemin nedeni de bu huylarıydı. Sözümü geçirebileceğim, beni ezmeyecek, baskılamayacak biri olması hoşuma gitmişti. Kendi ailemde gördüğüm baskılar ve kısıtlamalardan bir an önce kurtulmak, evlenip rahat etmek istemiştim.

      Evlendikten sonra öğrenebildim. Kocamın pasifliği sadece bana karşı değilmiş. Küçük bir çocukken babasının ölümü, annesinin eve getirdiği üvey babanın sertliği, disiplini, dayakları onun gelişim çağında kişiliğini etkilemiş,  sessiz bir kadıncağız olan annesiyle beraber, üvey babanın sözünden çıkamayan, karşı gelemeyen, ürkek, korkak bir insan olup çıkmıştı. Benim ailemden kaçmam gibi o da evliliğimizi, beni sığınılacak bir liman olarak görüyordu.

       Maddi durum nedeniyle ayrı eve çıkamamıştık. Hayli geniş olan ailesinin evinde hep birlikte oturuyorduk. Kayınpederimin kendini sadece bana göstermeyen ama varlığı hissedilen otoritesi, aileyle ilgili her kararda onun egemenliği evin içinde hüküm sürüyordu.

        Akşam yemeğinden sonra gece çekildiğimiz, baş başa kalabildiğimiz yatak odamız bizim kurtarılmış bölgemiz gibiydi kocam için… Yatakta uykumuz gelene kadar sevişir, konuşurduk. Bana üvey babasının yaptıklarını, eziyetlerini anlatırdı. Bense anlattıklarına hayret eder, şaşıp kalırdım. Sert görünüşlü de olsa, bana bir prensesmişim gibi davranan yakışıklı kayınpederimin yaptığı şeylere inanamazdım.

         Kocamın en büyük tutkusu benim ayaklarımdı. Nedense ayaklarıma bayılıyordu. Özellikle nişanlı olduğumuz dönemde, onunla fazla ileri gitmeden sevişirken, o sürekli olarak ayaklarımla ilgilenirdi. İlk önceleri biraz garibime gidiyordu ama sonraları diğer huyları gibi buna da alıştım. Ben her şeye razı seks için kıvranırken onun ayaklarıma kapanması, dakikalarca ojeli ayak tırnaklarımı, parmaklarımı yalaması, tek tek ağzına sokup emmesi hoşuma bile gidiyordu diyebilirim.

         Bekaretimi bozmadan ayaklarımı severek orgazm olması, beni de oral seksle rahatlatması işime geliyordu tabi… Evlendikten sonra da aynı huy devam etti. Yaz veya kış, çoraplı bacaklarım, ojeli ayaklarım onun vazgeçilmez ön sevişmesiydi. Fazla büyük olmayan erkekliğini bu şekilde kaldırıp dakikalarca ayaklarımla oynaşıyordu.

image

          Önümde diz çöküyor, bir köpek yavrusu gibi diliyle yalıyor, yalıyordu. Yalaya yalaya ıslattığı ayaklarımın arasında sikini bana okşattıktan sonra sıra benim istediklerime geliyordu. Eh, hoşuma gidiyordu kocamın, bir erkeğin önümde diz çökmesi, ona emir verebilmek, verdiğim emirleri köpek gibi yerine getirmesi…

         Yere yatıyor, çoraplı ayaklarımla üstüne çıkarttırıyor, bastırtıyor, ezdiriyordu. Islak dili ayak parmaklarımda dolaştıkça ben de kendimden geçiyordum zaten… Bütün bunlardan sonra ben dayanamayacak hale gelince içime giriyor, beni tatmin edebiliyordu.

image

         Böyle böyle aylar geçti. Artık evliliğe, kocama, ailesine alışmıştım. Bir gece eşim çok gecikmiş, evde herkes yatmıştı. Ben de geceliğimle salonda oturmuş kocamı bekliyordum. Salona kayınpederim geldi ve karşıma oturdu. Sohbet etmeye başladık. Havadan sudan başladığımız sohbetin konusu değişti sonra…

         Üstümdeki gecelik biraz kısaydı, bacaklarım meydanda, göğüs dekoltesi de fazlaca olduğundan memelerimin nerdeyse yarısı dışarıdaydı. Gözleri avcı kuş gibi üstümde dolaşıyordu. Lafını kesip kalkamadım, kısa geceliğimi ne kadar çekiştirsem de çıplaklığımı örtemedim.

         Bana oğlunun ne kadar aptal, pısırık olduğunu anlatmaya başladı. Önceleri bu sözlere pek bir anlam verememiştim. Ama sonra konuyu değiştirip birden benden söz etmeye başladı. Bana çok güzel bir kadın olduğumu ve bir kadında aradığı bütün özellikleri bende bulduğunu söylüyordu. Tanrım, kulaklarıma inanamıyordum. Şok olmuştum, hiç bir şey söyleyemedim.

        Üstünde eşofman vardı. Önünde de kocaman bir kabarıklık… O tümseği bana göstererek gözüme sokar gibi okşuyordu. Gözlerimi kaçırmaya, bakmamaya çalışsam da bakılmayacak gibi değildi. Büyülenmiş gibi gözlerim orasına gidiyordu. Sonunda kalktım, koşarak odama gittim. Bütün gece gözümü kırpmadım. Kayınpederimin söyledikleri kulaklarımda çınlıyor, bana iştahla, arzuyla bakan gözleri, adeta bir patlıcan büyüklüğündeki kabarıklığı gözümün önünden gitmiyordu.

        Kocama hiç bir şey söyleyemedim. Aynı yerde çalıştığımız için bütün gün beraber olmak durumundaydım. O günden sonra kayınpederim beni daha fazla sıkıştırmaya başlamıştı. Adeta yalanarak beni izliyor, kocamla seviştiğimiz gecelerin sabahında anlamlı anlamlı gülümseyerek akşam sanki bizi izlediğini anlatmaya çalışıyor, fırsatını yakalayınca da

        “Sakın yorgunum diye kaytarmaya çalışma.” diyor, sonra da parmağını bana uzatıp kocamın gerçekten de pek büyük olmayan organını ima ederek “Kısrak gibi kadınsın. Seni şu kadarcık bir aletin yoramayacağını biliyorum” diyordu.

        Bunu işitince benim yüzüm kızarıyor, o da gevrek bir kahkaha atıyordu. Zaman zaman beni ne kadar çok sevdiğini söylüyordu. Benimle olmak için her şeyi yapabileceğinden bahsediyordu. Aramızdaki 21 yıllık yaş farkını bile hiçe sayıyordu.

image

        Bir süre sonra kocamın bir başka şehre tayini çıktığında deliler gibi sevinmiştim. Kayınpederimden kurtulacağım için çok mutluydum. Benim de tayinim aynı şehre yapıldı ve hemen onların evinden ayrıldık.

        Yeni şehirde her şeye baştan başlamıştık adeta. Artık evimizde kocamla başbaşaydık ve dilediğimiz gibi yaşayacaktık. Arada bir kayınpederim aklıma gelmiyor da değildi… Bazen kocamla sevişirken gözlerimi yumuyor, kayınpederimin önündeki kabarıklığı gözümün önünde canlandırıyordum. Üstümde gidip gelen kocamın yerine onu hayal ediyor, içimdeki şeyin onun koca siki olduğunu kuruyordum.

        Kocamın ayak fetişi gibi bu da benim sırrım, kocama söyleyemediğim fantezimdi. Bu hayallerle coşuyor, kendimden geçiyordum. Zavallı kocam da beni bu hale getirenin kendisi olduğunu zannediyor, güya bana söylemese de erkekliğiyle gururlanıyordu.

        Ah, bir bilse… Onun bana verdiği şeyle doymadığımı… O boşaldıktan sonra dönüp uyurken, benim gözlerimi kapatıp kendimi okşadığımı… Kocam yanımda horlayıp dururken ne hayaller kurduğumu… Geceliğimin üstünden memelerimi, kasıklarımı okşayan ellerin kayınpederimin elleri olduğunu… Amımı klitorisimi parmaklarken ne filmler çevirdiğimi…

        Eski evimizde, evin her yerinde beni sıkıştıran kayınpederimin bana zorla tecavüz ettiği, her türlü pozisyonda beni becerdiği, altında inim inim inlettiği senaryolarıyla orgazma ulaştığımı… Dudaklarımı ısıra ısıra, ses çıkarmamaya, kocamı uyandırmamaya çalışırken nasıl sarsıldığımı bir bilse…

image

         Aradan altı ay geçmişti. Bir akşam kocam ertesi gün üvey babasının bir iş için şehre geleceğini ve bizde kalacağını söylemesiyle şok oldum. Tanrım kabus başlıyordu… İçimden onun her şeyi unutmuş olmasını diliyordum. Geceleri kurduğum fanteziler sadece orgazm olabilmek içindi, bana aitti. Gerçek hayatta ödüm patlıyordu böyle şeylerden… Kayınpederimin beni sıkıştırmaları, sikecek gibi bakışları, seksüel imaları aklıma geldikçe korkudan ter basıyordu.

        Ertesi akşam kocamla birlikte geldiler. Doğrusu elindeki çiçek demeti aramızda olan biteni bana unutturmaya yetmişti. Yemekte bana bir centilmen gibi davranıyor, hak etmediğim iltifatları birbiri ardına sıralayarak yüzümü kızartıyordu. Yemekten sonra kahvelerimizi içerken bana bir de armağan getirdiğini söylemiş, cebinden küçük bir kutuyu çıkarıp bana

        “Biricik gelinime ufak bir armağan” diyerek uzattığında heyecandan kalbim duracak gibi olmuştu. Kutunun içinde küçük bir zincir vardı. Ben onu bileğime takmak istediğimde o beni engelledi,

        “Hayır, hayır, halhal bu, onu ayak bileğine takacaksın” diyerek kocamdan bana yardım etmesini istemişti. Kocam önüme diz çöküp titreyen elleriyle zinciri ayak bileğime takarken, içimi garip bir heyecanın kapladığını ve altımın ıslandığını hissettim. Ben kekeleyerek,

        “Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum!…” demeye çalışırken o, gözlerinde aylar öncesinden hatırladığım garip pırıltı ile bana,

        “Sen nasıl teşekkür etmen gerektiğini bilirsin” dedi. Sonra da gözlerini ayaklarımdan ayıramayan kocama dönüp, “Nasıl, halhal gelinimin güzel ayağına yakıştı mı?” diye sordu.  

         “E… Evet…” diye yutkunarak kekeledi kocam… “Çok yakıştı, çok güzel oldu.” derken bir yandan da sertleşerek pantolonunun önünden belli olan organını elleriyle saklamaya çalışıyordu. Bütün akşam boyunca halhalıma baktı durdu.

        Neden sonra yatak odamıza girdiğimizde, kocam hemen önüme diz çöktü, zincirli ayağımı yalamaya başladı. Ardından da deliler gibi seviştik. O her zamanki gibi erkenden işini bitirip uykuya daldı, ben de banyoya girdim.

        Küvete su doldurdum. Bir havluyu yastık yapıp ılık suyun içinde kendimle oynayarak boşaldım ve o rahatlıkla, boşalmanın verdiği rehavetle kalkıp yatak odasına gitmeye üşendim, kendimi uykunun kollarına bıraktım.

thebateshotel:    Visit The Bates Hotel

        Ne kadar uyuduğumu bilmiyorum. Gözlerimi açtığımda korkudan ölebilirdim. Karşımdaki aynadan banyo kapısında birisinin olduğunu gördüm. Korkuyla başımı çevirdim. Aman Allahım, oydu…

       Kayınpederim, sertleşmiş sikini okşayarak aç gözlerle beni seyrediyordu. Hışımla küvetten çıkıp havluya sarıldım ve avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Bir hamlede havluyu çekti ve ağzımı kocaman eliyle kapadı.

        “Bağırma” dedi. “Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun, benim olmanı istiyorum. Şimdi uslu dur. Benimle zevk alarak sevişmeye bak, yoksa senin için kötü olur…”  

         O sırada kocam içeri girmiş, şaşkınlıktan dona kalmıştı. Karısı çırılçıplak ve ıslak, üvey babasının sımsıkı sarılmış kollarında çırpınıyor, kurtulmaya çalışıyordu. Kayınpederim

        “Geldin mi bok herif?” dedi. Kocam şaşkınlıktan ağzını açamıyordu. “Şimdi gözlerinin önünde karına tecavüz edeyim de gör bakalım” diye bağırdı. Beni bırakmadan banyo kapısına gidip kapıyı kilitledi, anahtarı cebine attı.

        Tecavüz sözcüğü aklımı başımdan almıştı. Geceler boyunca onun bana zorla tecavüz ettiği fanteziler kurmuştum sürekli… Kapının yanında hareketsiz kalmış, banyonun içinde iki erkeğin yanında çırılçıplak, çıplaklığım aklıma gelmeden, şaşkın gözlerle onlara bakınıp duruyordum. Kocam

        “Baba…? Ne oluyor, ne yapıyorsun?” diye bir şeyler gevelemeye çalışırken kayınpederim kocama aniden müthiş bir tokat attı. Osmanlı tokadı gibi sert şamarın sesi banyoda yankılandı.

         “Sus ulan pezevenk… Siktirtme kendini bana ibne… Sesini çıkarmadan dur, yoksa gebertirim seni…” diye hırladı.

         Neye uğradığını şaşıran kocam eli kızarmış yanağını ovalayarak baka kalmıştı.  Adam sert hareketlerle gitti, çamaşır makinesinin uzatma kordonu olarak kullandığımız ince elektrik kablosunu eline aldı. Kocama,

         ”Soyun ibne…” dedi öfkeyle… “Çırılçıplak soyun hemen…”

         Tokadın etkisiyle iyice şaşkınlaşan kocam üstündeki eşofmanları iç çamaşırlarıyla beraber sıyırdı. Önünü kapamaya çalışarak banyonun ortasında dikildi. Merakla bekliyordum ne olacağını… Kayınpederim elindeki kabloyla kocamın ellerini arkasından bağlamaya başladı.

         O anda büyük bir ikileme düştüğümü fark ettim. Bir yanda alacağım o muhteşem zevk, diğer yanda da tecavüze uğrayacak olan bedenim, onurum, değer yargılarım ve önümde üvey babasından dayak yiyen kocam vardı. Yaprak gibi titriyordum heyecandan… Gözlerim faltaşı gibi olan biteni izliyordum.

        Kayınpederim kocamın ellerini bağladıktan sonra artan kablo ile onu makinenin musluğuna sıkıca bağladı. Kocam zor duyulur bir sesle

        “Ama baba…” diyebildi. Yine aynı sertlikle karşılaştı. Bu kez elinin tersiyle diğer yanağına yedi tokadı… Gözlerinden bir damla yaş süzüldüğünü görünce içimden acımak geldi. Artık ses çıkarmaya cesareti kalmamıştı kocamın… Benim de tabi…

        “Çeneni kapa eşek herif… Gözlerini aç ve karının ırzına nasıl geçiyorum seyret…” dedi.

        Aniden bana dönüp dudaklarıma yapıştı ve beni öpmeye çalıştı. Bense kendime geldim, karşı koymaya çalıştım. Ama ne mümkün… Sırtımı Hilton lavaboya dayamış, ahtapot gibi sarılmıştı çıplak bedenime… Kurtulmak mümkün değildi. Yine de çırpınırken bir şey fark ettim.

         Öylesine tatlı ve sıcak öpüyordu ki… Ahtapot deyimi tam ona göreydi. Bir yandan sarılmış öperken, bir yandan memelerimi okşuyor, önündeki sertlik kasıklarıma baskı yapıyordu. Yavaş yavaş içimde bir şeyler erimeye, ateşim yükselmeye, direnmeyi bırakmaya başladım. Öyle bir an geldi ki, tüm değer yargıları, tüm ahlak kuralları alt üst olmuştu.

        Dudaklarımı bıraktı, bir adım geriye çekildi. Birkaç dakika hiç konuşmadan beni seyretti. Ellerim ve kalçalarım lavaboya dayanmış vaziyetteydim. Dizlerim titriyordu, dayanıp destek almasam düşecek gibiydim. Körük gibi nefes almaya çalışıyordum. Uçları sertleşmiş memelerim inip kalkıyordu. Çenemi tuttu, başımı yukarıya kaldırdı.

        “Gözlerime bak Gül…” dedi yumuşak bir sesle… Az önceki sertliğinden eser yoktu sesinde… Baktım, o bir çift kahverengi göz sıcaklık, sevgi ve kararlılık doluydu. İnanamıyordum.

        “Seni bütün kalbimle sevdiğime inanmanı istiyorum” diyordu.

        Bana daha sıkı sarılıp yeniden öpmeye başladı. Bir an kocamla göz göze geldik. Suçluluk duygusu içindeydim. Onun gözlerinde ise çaresizlik, ama daha çok belirgin bir onaylama vardı sanki. Beni kucağına alıp küvetin içine koydu. Banyo süngerini alıp her yerimi sabunlamaya başladı. Ellerinin dolaştığı her yer alev alev yanıyordu sanki.

        “Sen harika bir kadınsın. Göreceksin seni çok mutlu edeceğim” diyordu köpükleri bedenimin her yanına okşarcasına dağıtırken…

        Öğrenmiştim artık… Onun bana sertliği sadece bir oyun, bir fanteziydi. Her zaman hayalini kurduğum tecavüz fantezim gerçek olacaktı biraz sonra…

        Gözlerimi kapatıp kendimi ılık suya ve onun sıcak ellerine bıraktım. Hiç bitmesini istemiyordum ama kısa sürdü. Beni çıkarıp duruladı. Havluyla kuruladı. Güçlü kollarıyla tüy gibi kaldırıp kucağına aldı sonra… Beraber banyodan çıktık. Biz çıkarken kocam bir şeyler söylemek istedi. Kayınpederim ona,

        “Merak etme, senin önünde yapacağım onu…” dedi.

        Beni yavaşça yatağa uzatıp tekrar banyoya gitti ve çıplak kocamı getirdi. Elleri hala bağlıydı. Sonra onu odadaki sandalyeye oturttu. Kablonun sarkan ucuyla bu kez sandalyeye bağladı sıkıca… Yanıma geldi. Ayakta durup bir süre çıplaklığımı seyretti. İçimdeki korkunç istek ve utanç duygularıyla kıvrandım yatağın üzerinde çırılçıplak…

image

        Eğildi sonra, yanıma oturup elleriyle her yerimi okşamaya başladı. Göğüs uçlarım kabarmış, bir gül tomurcuğunu andırıyordu. Parmaklarıyla sıkıştırıp beni bağırttırdı. Sonra acımın geçmesi için kendini affettirmek ister gibi dudaklarının arasına aldı. Yavaş yavaş ısırıyor ve emiyordu.

       Bu adam seks konusunda çok ustaydı doğrusu… Bana müthiş zevk veriyordu. Göğüslerimden karnıma oradan göbeğime indi, diliyle göbeğime bastırıyordu. Başını bacaklarımın arasına gömdü. İçinden zevk suları akan amıma dilini sokup çıkartıyordu.

        Bir süre sonra klitorisimle oynayıp duran ıslak dilinin sıcaklığına dayanamadım, boşaldım. Kasıldığımı fark edince ağzını iyice dayadı. Akan sularımın hepsini emdi. Kendimi çekmeme izin vermiyordu. Daha sonra soyunmaya başladı. Pantolonunu çıkardığında hayretten küçük dilimi yutacaktım.

         Kocam doğal olarak üvey babasına hiç çekmemişti. Gördüğüm en büyük aletti. İştahım kabardı, onu ağzıma almak için dayanılmaz bir istek duydum. Ama onun da coşmasını istiyordum. İnce, titrek, korku dolu bir sesle,

        “Hayır… Lütfen babacım… Onu almak istemiyorum. Beni çok korkutuyor…” diyerek inledim. O ise sert bir sesle

         “Yatağın kenarına otur ve ağzını aç bakayım…” diye emretti.

          Dediğini yaptım. Yatağın kenarına oturup ağzımı iyice açtım. Yaklaştı ve köküne kadar ağzıma girdi. Sıcaktı, ateş gibiydi. Hiç bırakmak istemiyordum. Hemen yanımızda, sandalyenin üzerinde kıvranan elleri arkasından bağlı kocama,

        “Mmmm… Gördün mü ibne herif? Karını ağzından yapıyorum…” dedi. Tanrım bu adam beni delirtecekti. Onu ısırdım, yaladım… Çok zevk alıyordu.

        “Ohh… Karının ağzını yapıyorum… Güzel karının ağzını sikiyorum… Ooohhh….” diye inliyordu.

        Kasıldığını hissettiğimde iyice soktum ağzıma… Saçlarımı tutmuş, ağzımda iyice büyüyen sikini sokmaya çalışırken genzime ılık sıvısının fışkırdığını hissettim. Yutkunarak mideme gönderdim spermlerini… Aletinin üstünde kalanları da büyük iştahla yaladım, tertemiz yaptım.

image

        Tekrar yatağa uzandım. O da yanıma uzandı. Kocam da epeyce sertleşmiş, sandalyenin üstünde kıvranıp duruyordu o da… Kayınpederim,

        “Şimdi sıra sende kaltak…” diye tekrar emir verdi. Sesindeki sertliğe rağmen gözlerinin içi gülüyordu. Anlamıştım, tecavüz oyunumuz devam edecekti. Yine ince, titrek sesimle sordum,

         “Ne sırası? İstediğini yaptım işte… Sikini yaladım, emdim, boşaldın. Bırak artık bizi…”  

          “Bırakmak mı? Seni sabaha kadar sikicem yavrum… Sabaha kadar tecavüz edeceğim sana… Evlendiğin, eve geldiğin günden beri bunun hayalini kurdum ben… Kolay kurtulamazsın benden… Hadi kalk, tekrar kaldır şunu…”  Çaresizce kalktım, üzerine çıkıp her yerini yaladım.

        “Karın neler yapıyor bak” dedi oğluna… Az önce boşalan siki ellerimin arasında, dilimin altında tekrar eski sertliğine kavuşmuştu. Taş gibiydi… “Nasıl da güzel yalıyor… Ohhh, yavrum benim… Yavru kekliğim… Bıldırcınım… Çıtır çıtır yemek istiyorum seni… Yala… Güzel güzel yala… Taşaklarımı da yala…”

        Her dediğini yaptım, her emrini yerine getirdim. Boydan boya, ucundan taşaklarına kadar yaladım, emdim, somurdum. Sonunda saçlarımdan tutup damar damar olmuş sikini benden kurtardı. Yatağa fırlatıp attı. Darmadağın olmuş, uzun sarı saçlarımla, kayınpederimin sikini yalamaktan ıslanmış dudaklarımla yatağın üstünde kalakaldım.

        Memelerimin uçları parmak gibi olmuş, amımdan sular akıyordu. Vücudumun her zerresinden şehvet akıyor, bir an önce sikilmek istiyordum. Am dudaklarım açılıp kapanıyordu istekle… Sert hareketlerle, hırpalayarak beni altına çekti. Akşam taktığı halhallı ayağımdan tutup ikiye ayırdığı bacaklarımı da omzuna aldı. Altında kendimi kurtarmaya çalışıyormuş gibi kıvranmaya,

        “Ne olur yapma baba… İçime girme… İstemiyorum, çok acıyacak… Lütfen girme babacım…” diyerek inlemeye, yalvarmaya başladım.

        “Bu güzel amı sikmeden bırakmam yavru kuşum…” diye homurdandı ağzının içinde… “Yarrağımı sokmadan, sikmeden bırakmam seni… Hiç yalvarma… Amına koyacağım senin… Kestaneni çizicem senin… Kocanın önünde sikicem seni… O da seyredecek seni nasıl siktiğimi… Ohhh… Harikasın bebeğim….”

        Aslında kendimi gerdeğe giriyor gibi hissediyordum ve müthiş bir zevk alıyordum. O kalın, kocaman yarrağını içime bir an önce sokması, o zevki bana tattırması  için deli oluyordum. Kayınpederimse bu gece beni delirtmeye karar vermişti anlaşılan… Bir türlü sokmuyor, içime girmiyordu.

image

        Damar damar kabarmış erkekliğini am dudaklarımın arasında, minik bir çük gibi kabarmış klitorisimin üzerinde dolaştırdı. Şehvetle kıvrandım.  Omuzlarında duran bacaklarım kasılıyor, amcığım bir an önce o sikin içine girmesi için istekle açılıp kapanıyordu.

        Sonunda beni iyice kıvranıp dayanamaz hale getirdikten sonra, sularımdan ıslanmış yarağını bir iki defa sıvazlayıp hedefe kilitledi. Kalın sikinin yumruk gibi olmuş başının kadınlığımı zorladığını hissettim. Dudaklarıma bir öpücük kondurup ileriye doğru hamle yaptı. Canım yanmış, ağzımdan boğuk bir çığlık çıkmıştı ama o büyük bir zevk alıyordu.

        “Hayvan herif… Şimdi karına giriyorum. Sesini duyuyor musun? Nasıl bağırıyor, nasıl inliyor? Amcığını yarıyorum karının… Sen böyle sikebildin mi karını hiç?”dedi. Ben yapmaması için tekrar yalvarmaya başlamıştım.

        “Ohhh… Yapma babacım… Yapma… Canım yanıyor… Kocamın sikine alışkın benim amım… Sen… Sen çok büyüksün… İçimi parçaladı yarağın… Lütfen… Ohhhh…. Yapmaaa… Kocacım… Babana bir şeyler söyle… Sikmesin beni… Ooohhhh…”

        “Duyuyor musun ibne? Karın yapmamam için yalvarıyor… Ama ben yapacağım… Yarak neymiş görecek karın… Gerçek erkek neymiş anlayacak… Onu zevkten kudurtana kadar sikicem… Amına koyuyorum gelinimin… Ohhhh…” diye diye sikiyordu beni altında…

image

         Sesi hırıltıya dönüşmüş hareketleri hızlanmıştı. Bir yandan ona yalvarıyor, öte yandan da içimden hiç bitmemesi için dua ediyordum. Üzerimde kudurmuş gibi gidip geliyordu. Sanki kadınlığımı yeni hissediyordum. Bitmez tükenmez bir enerjisi vardı. Evire çevire sikiyordu beni… Ne kadar pozisyon varsa hepsini deniyorduk. Bilmediğim pozisyonları da bana verdiği talimatlarla o öğretiyordu. Kaç defa boşaldığımı hatırlamıyorum. İçim onun sıvısı ile dolmuş, taşmıştı.

        Neden sonra üzerimden kalktı. Pestilim çıkmıştı sikilmekten… Zar zor doğruldum. Banyoya gitmek, içimdeki dölleri, yalayıp ısırmadık yer bırakmadığı vücudumdaki tükürüklerini temizlemek, rahatlamak istedim ama izin vermedi.

       “Hadi güzelim. Git önü açık yüksek topuklu bir ayakkabı giy, buraya gel…” dedi.

        Çok yorgundum ama saçma bulduğum emirlerini yerine getirmek için içimde karşı koyulmaz bir istek vardı. Ayağa kalktığımda kadınlığımdan taşan sıvıları baldırlarımdan aşağı akmaya başlamıştı. Onları silmeme de izin vermedi.

image

        Gidip yazlık yüksek topuklu bağcıklı iskarpinlerimi getirdim. Ben hazırlanırken o kocamın ellerini çözmüş, kordonu bir tasma gibi boynuna bağlamıştı. Kocam yerde dört ayak vaziyetindeydi. Çekerek onu yanıma getirirken,

        “Şimdi sıra bu küçük köpekte…” dedi.

        Kocamdan ayak parmaklarımı yalamasını istedi. Tapınırcasına dört ayak üstünde önümde eğilen kocamın dili ve dudakları parmak uçlarıma değerken içim yine bir hoş olmuştu. Bunu kocamla daha önce de çok yapmıştık ama şimdi, yanımızda kocaman sikiyle çıplak kayınpederim varken daha çok hoşuma gitmişti. Onun da zevk aldığını sürekli sert duran sikinin sertliğinden görebiliyordum. Kayınpederim tasma olarak kullandığı kablonun diğer ucuyla kırbaç gibi kocamın kalçalarına birkaç kez, canını acıtarak, acıdan bağırtarak vurdu.

        “Onu iyice yala köpek… Her yerini yala, temizle… Tertemiz istiyorum” dedi. Kocam acıyla inledi, boğuk bir sesle

        “Peki babacım… Vurma lütfen… Yapıcam…” dedi.

         Bileklerimi, bacaklarımı, baldırlarımı iyice yalayıp temizledi kocam. Kayınpederim arada bir, yaptığı işi beğenmediği, istediği şekilde yapmadığı anlarda kocama vurmaya devam ediyordu. İnce kablo kocamın sırtında, belinde, kalçalarında kırmızı çizgiler bırakmıştı. Sonra yatağa oturup bacaklarımı kaldırmamı istedi benden… Kocama da kadınlığımı emerek temizlemesini söyledi. Emirlerini itaatkarca, birer köle gibi yerine getirdik. Tanrım, kocam kadınlığımı yalamaya başlarken ben sarsılmaya başladım. Az sonra yeniden gelmiştim. Biraz sonra kocam işini bitirdi. Kayınpederim kocamın kalçalarına tekrar vururken,

        “Onu yapmak istiyor musun hayvan? Karını sikmek istiyor musun?” dedi. Kocam

        “Evet baba.. Lütfen izin ver, onun içine gireyim. Ohh… Buna çok ihtiyacım var… Lütfen…” diye yalvarmaya başladı. Hemen toparlanmış bacaklarımı indirip sıkı sıkıya kapatmıştım.

        “Hayır… Bir köpekle sikişmek istemiyorum” dedim. Bir ayağımı omzuna dayayıp kocamı hızla ittirmiş onu sırt üstü yere devirmiştim. Bir an gözlerime inanamadım. Üvey babasınınki kadar olmasa da kocamın organı, o güne kadar hiç görmediğim bir iriliğe erişmişti.

        “Duydun işte, bir köpekle yapmak istemiyor” dedi. Kocam ağlamaklı bir sesle yalvarmaya başlamıştı. Kayınpederim ona kızmış, kabloyla tekrar vurmaya başlamıştı.

        “Sıranı bekle…” dedi. “Rahat durursan, uslu köpek olursan, belki bir şey yapmana izin verebilirim…” Sonra yatağın kenarına oturdu ve benim arkamı dönüp kucağına oturmamı istedi. Ben sırtım ona dönük, yavaşça kucağına otururken o muhteşem organ da içime yerleşmişti. Kocama

        “Ben karını yaparken sen de ayaklarını yalayabilirsin” dedi.

        Kocam sevinçle bana yaklaşıp zincirli bileğimi kavrayıp ayakkabımı çıkardı ve parmaklarımı emmeye başladı. O artık kendi dünyasındaydı. Kayınpederim kalçalarımı kavrayıp beni aşağı yukarı oynatmaya başladı. O kadar doluydum ki hemen uçup gitmiştim. Kocam iki ayağımı birden kavramış, organını sürtmeye başlamıştı. Önce ayaklarımı yakıcı bir sıvı kapladı, ardından içimin yine dolduğunu hissettim. Gün ağrırken uykuya dalıp gitttik.

daddydarkside:    Mutual cumming,

        Ertesi gün uyandığımda, kocam kahvaltı tepsisiyle içeri giriyordu. Boynunda hala tasması vardı ve mutluluktan gözleri parlıyordu. Ardından da kayınpederim girdi. Bana

        “Kahvaltıdan sonra sevişmek iyidir…” deyince onun elinden kolay kolay kurtulamayacağımı anladım.

        Ama zaten ondan kurtulmayı istemiyordum artık… Sıkı bir kahvaltıdan sonra artık sıra bana gelmişti. Kalktım, hazırlanmak üzere banyoya geçtim. Bir duş alıp kendime çeki düzen verdikten sonra yatak odasına geçip siyah jartiyerli çoraplarımı, kırmızı çok kısa mini eteğimi ve siyah transparan bluzumu giydim. Tabii kırmızı yüksek topuklu ayakkabılarımı da… İçime hiç bir şey giymemiştim. Şeffaf kumaşın altında iri memelerim olduğu gibi görünüyor, kabarmış meme uçlarım dikilmişler, göz kırpıyorlardı.

        Salına salına salona girdiğimde kayınpederim çırılçıplak kanepede, kocam da sandalyede yine aynı şekilde elleri bağlı oturuyordu. İkisi birden beni görünce heyecanlanmışlardı. Kayınpederim kocama,

        “Karını görüyor musun, bir orospu gibi giyinmiş…” dedi. Sözlerindeki aşağılamaya aldırmadan, aksine daha da uyarılmış vaziyette önlerinde dolaşmaya başladım. İkisinin de benim gibi tahrik olduğunu görebiliyordum. Kenardaki alçak mobilya üzerinde duran müzik setine oryantal bir CD koyup önlerinde dans etmeye başladım. Kalçalarımı salladıkça, dönüp durdukça kısacık eteğimden içim görünüyordu.

        “Ulan orospu… Bana o güzel memelerini göster bakayım…” diye bağırdı kayınpederim kalkmış yarağını sıvazlayarak…

         Kocam boynunda tasmasıyla köpek gibi davranılmaktan ne kadar mutluysa, beni de orospu diyerek aşağılamasından tahrik oluyor, şehvetle kıvranıyordum.

                    image

         Dans etmeye devam ederken, ağır ağır bluzumun düğmelerini açıp memelerimi santim santim meydana çıkardım. İki azgın sapık erkeğim benim çıplaklığımı izlerken ben de müziğin ritmine uyarak yılan gibi kıvranıyor, memelerimi okşuyordum. Arada bir onlara arkamı dönüp kalçalarımı sallıyor, belime doğru sıvanan eteğimin altından çıplak kalçalarımı görmesini sağlıyordum.

         Kayınpederimin erkekliği iyice havalanmış, neredeyse göbeğine değiyordu. Yanıma gelip beni öpmek istedi. Onu sertçe ittim. Neredeyse düşüyordu. Tekrar geriye, koltuğa gitti, oturdu. Çok kızdığını fark etmiştim.

        “Hadi ama… Gel şunun tadına bak… Seni bekliyor…” dedi kazık kesilmiş erkekliğini okşarken… O kalınlığı içime bir an önce alabilmek için deli oluyordum aslında… Ama aldırmaz göründüm. Onu iyice tahrik etmek niyetindeydim. Bana tecavüz etmesini, beni zor kullanarak becermesini, yatırıp sikmesini istiyordum.

        “Yerine otur ve seyret. Artık seninle olmak istemiyorum” diye hırladım.

        Sandalyesinde uslu uslu oturup eli sikinde bizi izleyen kocamın yanına gittim. Tasma niyetine boynuna bağlanmış elektrik kablosunun ucunu tutup hızla aşağıya çektim. Kocam seksi oyunumuza kendini iyice kaptırmış, hemen uslu bir köpek gibi yere çökmüştü.

        “Bu gün köpeğimle yapacağım…”dedim ona.

        Sonra arkamı ona dönüp iyice eğildim ve dört ayak üzerinde duran kocamın altından elimi uzatıp sertleşmiş küçük organını elime aldım. Arkamda bütün manzarayı, ıslanmış çıplak hazinemi, istekle açılıp kapanan minik deliğimi olduğu gibi görüyordu. Kocama,

        “Ah tatlı köpek.. Beni sikmek istiyor musun?” dedim. Kocam coşkuyla,

        “Evet, evet… Lütfen yapalım… Ne olur…” diye inledi.

        “Hadi gel köpecik, banyoya gidelim. Orada rahat rahat sik beni… Bu kötü adam bizi rahatsız etmesin…”  

image

        Doğrulup kocamın tasmasını çekmek isterken gözü dönen kayınpederim bana saldırdı. Kolumdan tuttuğu gibi bir hamlede beni yere yatırdı. Sanki gerçek bir tecavüz sahnesi yaşıyorduk. Göğsünü yumrukluyor, saçını çekiyor, çığlıklar atıyordum. O da beni tokatlıyor, açık saçık küfürler ediyordu. O arada eteğim ve bluzum parçalanmış, ayakkabılarım ayağımdan fırlamıştı. Bir ara kulağıma eğilip

        “Bırak o daracık kutuna benim kocaman aletim girsin. Gör bak, çıkarmak istemeyeceksin” dedi. Kanım tutuşmuştu.

        “Hayır… Hayır… İstemiyorum… Yapma… Kocamın önünde sikme beni… İmdat…” diye bağırmaya başladım.

         Ben bağırdıkça kayınpederim daha da delirdi. Kaslı gövdesiyle üstüme abanıp hareketsiz bıraktı beni… Çırpınmaktan, bağırmaktan nefesim kesilmişti altında… Elleriyle bacaklarımı iyice ayırıp büyük bir iştahla içime girdi.

        O koca siki yine içimi yarmaya, amımı haşat etmeye başlamıştı. Yumruk gibi başının tam anlamıyla amımı yardığını hissediyordum. Zevkten gözlerim kaymaya başladı… Bu kez bağırmıyor, şehvetten inliyordum…

        “Ooohhh… Söylemiştim sana… Canımı yakıyor sikin… Çok büyük… Çok kalın… Ooohhh….” Kayınpederim o kalın yarağıyla acımasızca gidip geliyordu amımda…

        “Oh, karın bir harika oğlum…” dedi.

        Sonra yer değiştirdik… Amımdan sikini çıkardı, yere uzandı. Ben de sabırsızlıkla, boşluk hisseden amımı bir an önce onun kalın sikiyle doldurmak için doğrulup üzerine çıktım.

image

        “Baksana, kendisini düzmem için neler yapıyor” dedi. Sanki ata biniyormuş gibi üzerinde zıplıyordum. Sonra beni üzerinden indirdi. Ellerimin ve dizlerimin üzerinde durmamı sağladı. Kalçalarımı yalamaya başladı. Başıma geleceği anlamıştım.

        “Yapma, seni arkamdan alamam. Yırtılırım, perişan olurum” diye yalvarmaya başladım. Dili deliğime deyince vücudum titredi, kaçmak için öne doğru bir hamle yaptım. Kalçalarımı sert bir şekilde tokatlamaya başladı. Vururken de

        “Anlaşıldı, rahat durmayacaksın sen orospu…” diye öfkeyle bağırıyordu.

        O vurdukça ben öne doğru hamle yapıyordum. Sonunda kafam duvara değmiş, yolun sonuna gelmiştim. Elleriyle kalçalarımı iyice ayırıp hedefe kilitlendi. Hızlıca bir hamle yaptı. Amımdan çıkardığı siki vıcık vıcık ve kaygandı ama çok da büyüktü. Canım çok yanmıştı. Acıdan haykırdım. Gözlerim yaşarmış, ter bütün bedenimden fışkırmıştı.

        “Kes sesini orospu…” dedi. “Bunun zevkini çıkarmaya bak. Böylesi her orospuya kısmet olmaz.”

whore-degrader:    Split her asshole in two

         Ben çıkarmaya çabaladıkça o daha da bastırıyordu. Duvarın dibine son bir ümitle iyice büzülmüştüm ama çaresi yoktu. Yalvarmaya başlamıştım. Eğer hemen çıkartırsa istediklerini hepsini yapacağıma yeminler ediyordum. Ben hıçkırarak yalvardıkça o keyifleniyordu. Kocama seslenip yanımıza çağırdı.

        “Karının arkası bir harika oğlum. Sanki erkekliğim içinde daha da büyüyor. Onu parçalamak istiyorum” dedi. Kalçalarım kasıklarına yapışmıştı. Aldığı zevkten sesi iyice kısılmıştı. Fısıltılı bir sesle

        “Arkan harika bebeğim. . Siktiğim en güzel göt seninki. Başımı döndürüyorsun” dedi. “Şimdi seni rahatlatacağım. “

        İçimden çıkacağını sanmış, içimi bir sevinç dalgası kaplamıştı. Oh, en sonunda kurtuluyordum ondan… Ama öyle olmadı. Elini önüme atıp kadınlığımın dudakları arasından dışarı fırlamış olan bızırımı yakaladı. Daha parmakları değer değmez içim ürpermiş rahatlamıştım. Kendimi bıraktığımı, kalçalarımın gevşediğini hissettim. Sanki arkamdaki o korkunç alet bana zevk vermeye başlamıştı.

        “Şimdi çıkıyorum” dedi. Yavaşça geriye kaydı. İçim yeniden ürpermiş, o korkunç acı zevke dönüşmüştü. Hemen kalçalarımı bastırıp yeniden kasıklarına yapıştım.

        “Ne oldu?” dedi. Sonra tekrar yarıya kadar dışarı çıktı. Ben yine geri kayıp ona yapıştım. Artık duvardan kurtulmuştum.

        “Ne o? Yoksa beni bırakmak istemiyor musun?” dedi.

        “Evet” dedim kısık bir sesle. Cevabımı duyamadığını söyleyince yüksek sesle “Eveet!” diye bağırdım.

        “Gel o zaman” dedi. Yine geri çekilmişti. Hemen arayı kapattım. Sanki beynim uyuşuyordu. Tekrar çekildi, hemen arayı kapattım. Biraz önce aldığımız yolu şimdi geri geri gidiyorduk. Salonun ortasına başladığımız noktaya gelmiştik.

        “Hadi ama, artık çıkmalıyım” dedi.

        “Çıkarma lütfen…” diye yalvardım. “İçimde kalmanı istiyorum.” Kayınpederim keyiften kahkaha atıyordu.

        “Sana demedim mi orospu? Bak şimdi çıkarmak istemiyorsun” dedi. Umurumda değildi artık. İşimi kendim bitirmeye karar vermiştim. Hızla gidip gelmeye başladım.

        “Sen bir harikasın, orospum benim…” diye bağırıyordu. Onun gelmek üzere olduğunu içimde büyümeye başlamasından anladım. Kalçalarımı iyice sıktım. Zevkten inliyor,

        “Keyfini çıkar bakalım…” diyordu. O da hızlanmıştı ama ben daha önce gelmiştim ve duracak halim kalmamıştı. Onu içimden çıkarmadan yere uzandım.

image

        “Hey, sende ne numaralar varmış öyle…” dedi. Hemen boşalmamak için üzerime uzanıp biraz bekledi. Soluğu düzelmişti. Bu sefer de ben kalçalarımı oynatmaya başladım.

        “Demek devam etmemi istiyorsun ha… Al bakalım o zaman” dedi.

        Bütün ağırlığını üzerime verip beni ezerek yapmaya başladı. Tanrım korkunç bir zevk alıyordum. Her hamlesinde çığlık atıyordum. Yeniden içimde büyümeye başlamıştı ki hızla içimden çıkıp sırtıma boşalmaya başladı. Sıcak döl damlaları, erimiş mum gibi sanki tenimi yakıyordu… Serilip kalmıştım yüzükoyun…

image

       Kocamın boynundaki tasmayı tutup çekeleyerek dört ayak üzerinde yanıma getirdi. Sırtımdaki dölleri yalayarak temizlemesini emretti. Kocam üvey babası eli yarı inmiş sikinde gülerek onu izlerken, büyük bir iştahla, tam da bir köpek gibi dilini boydan boya sürterek sırtımı yalamaya başladı. O santim santim sırtımı yalarken ben kendimden geçtim.

      Bu olaydan sonra  bizi sık sık ziyaret edip benim ırzıma geçiyor.  Her geldiğinde sabahlara kadar süren seks seansları bitmek bilmiyor, kıyasıya sevişiyoruz. Hepimiz bundan çok mutluyuz. Ne kadar devam edecek bilmiyorum Bir gün bitebileceğini de düşünmek istemiyorum. Ben çok mutluyum… Bacaklarımın arasında büyük şeyler olmasından çok hoşlanıyorum… 

imageimage

Ah benim anlayışlı kocam…

image

        32 yaşında, uzun boylu, endamı yerinde, ince belli, güzel bir kadınım. Tek kusurum mu diyeyim, kocamın bayıldığı özelliğim mi diyeyim, dolgun sıkı vücudumda top gibi büyük göğüslerim ve geriye doğru çıkık, etli kalçalarım…

        Ortadan sıkılmış, kum saati gibi bir vücudum var. Ne giysem, ne kadar saklamaya çalışsam, yürürken göğüslerim aşağı yukarı, kalçalarım sağa sola sallanır, titreşir. Bu aşırı seksi görüntü de etrafımdaki erkeklerin bakışlarını, şekere çeken sinekler gibi benim üstüme çekiyor.

        Ben de titreşen yuvarlaklarımı bol giysiler altında saklamaya çalışmaktan uzun yıllar önce vazgeçtim. Canımın istediği giysiyi giymeye başladım. Kalçalarımın yuvarlaklarını daha beter meydana çıkaran dar elbiseler… Uzun ve düzgün bacaklarımı gösteren mini etekler… Düğmeleri her an patlayacak gibi gerili, dekoltesi bol bluzlar, gömlekler…

        Alıştım artık beni sikecek gibi bakışlara… Hatta hoşuma gider, tahrik olur hale geldim. Sadece ben mi? İki yıl önce evlendiğim kocam da öyle… Yabancı erkeklerin bana sikecek gibi bakmalarından memnun oluyor, gurur duyuyor benimle… Biliyorum, sapık, pezevenk falan diyeceksiniz ama, neden böyle olduğunu anlatayım.

        Mutlu bitmeyen birkaç flört, nişan olayından sonra huyu huyuma, boyu boyuma uygun, tabi bir de para babası diye evlendim kocamla… Saygın, başarılı, ciddi, biraz göbekli bir işadamı…

        Kocamın da kusuru işine düşkün, benden 12 yaş büyük, göbekli olması… Ha bir de penisinin ortanın biraz altında, 10 – 12 santim ve ince olması… Çok kısa süren flört dönemimizde evlenmeden vermem diye tutturmuştum. Onun hasta olduğu kalçalarımı ancak yalvara yalvara elleyebilmesi, okşayabilmesi dışında cinsellik yaşamadık.

        Gerdek gecesi görebildim kocamın sikini… Kocam gelinliğimi çıkardığında hayranı olduğu kalçalarıma kavuştu, öpüp kokladı ama ben büyük hayal kırıklığı yaşadım. Kocamla tanışmadan önce elbette cinsellik yaşamıştım, bakire olmadığımı o da biliyordu. Sevişmenin, orgazmın, özellikle bana yeten bir erkeklik organının verdiği zevki tatmıştım.

        O ilk gece kocamın kırılmaması için yaşadığım bozgunu belli etmemeye çalıştım ama elime aldığım şey, o güne kadar gördüğüm, tattığım en kısa aletti.

        Neyse… Bana gösterdiği sevgi, verdiği imkanlar, yaşattığı lüks hayat, bu “küçük” sorunu görmezden gelmemi sağladı. Benim büyük hayalimle mevcuttaki “küçük” arasındaki farkı kapatabilmek için her yola başvuruyorduk. Cinsel oyuncaklar, vibratörler, ilaçlar, fanteziler… Tabi bunların arasında benim seksi giysiler giyerek etraftaki erkeklerin beğeni dolu, sikici bakışlarını üstüme çekmek, onları tahrik ederek kocamın tahrik olması da vardı…

        Hele otuzumdan sonra iyice artmaya başlayan libidomun yanında, onun küçük pipisiyle tek atımlık barutu iyice yetersiz kalmaya, amımın kovuğuna gitmemeye başlamıştı. Bütün bu sorunlar yetmezmiş gibi arada bir sertleşme sorunu da çıkmaz mı? Artık ikimiz de arayış içine girmiştik. Ben internete, sanal sekse dalarken o hayran olduğu kalçalarıma sahip olmak istiyor, beni anal sekse zorluyordu. Bense kesinlikle istemiyordum. Zaten başaracağı şüpheliydi ya…

image

        İnternette gezinirken bir sohbet sitesinde Mert ismini kullanan biriyle tanışmıştım. Kafa dengiydik ikimiz,  birbirimizin dilinden anlayabiliyorduk. Yazdığı ilginç, esprili şeyler, centilmenliği, ısrarcı olmayan tavırları beni ona çekiyordu. Kısa sürede samimi olduk, her gün görüşmeye başladık.

        Birbirimizi tanımıyor olmamız, aradaki mesafe cesaret verdi. Seks konusunda konuşmaya, dertleşmeye döndü iş… O evlilik, cinsellik konularında benden daha tecrübeliydi. Kocamla yaşadığımız cinsel sorunları ona anlatır hale gelmiştim. Kocamın anal seks istediğini, benim kabul etmediğimi yazdım bir gün…

        “Eşler arasında çok normal böyle şeyler… Karşılıklı konuşup anlaşabilirsiniz. Bence denemelisiniz” dedi.

        Onun böylesine rahatça anal seksi kabul etmesi, hatta teşvik etmesi önce ürküttü beni… Ballandıra ballandıra karısıyla yaşadıklarını yazıyor, en ince detaylarına kadar yaptıklarını anlatıyordu. Öyle şeyler yazıyordu ki…

        Gecede üç kere beş kere, sabaha kadar sevişmeler… Karısıyla denedikleri bir sürü uçuk kaçık seks fantezileri… Eş değiştirmeler… Karısını başka bir erkek becerirken izlemeler… Tahrik oldum ama pek de inanasım gelmedi.

        “Atıyorsun” diye yazdım. “Böyle şeyler porno filmlerde olur. Belki de evli bile değilsin, bir şekilde beni baştan çıkarmak için yazıyorsun bunları…”

        Cevap vermeden resimler gelmeye başladı. Karısıymış… Arzu… Ben yaşlarda, güzel, nefis bir kadın… Önce giyimli, şık giysiler giymiş halde birkaç resim geldi. Sonra üzerinde çamaşırlar, jartiyerler, hatta çırılçıplak, yüzü görünmeyecek şekilde pozları… Hep aynı kadındı. Değişik zamanlarda, yerlerde çekilmişti resimler…

        “Ben sana güveniyorum Gül. Karımın resimlerini gördün. Şimdi sen bana güven, resimlerini bekliyorum”

        Tereddüt ettim önce… Bir hayli düşündüm. Çekiniyordum. Anladı hemen, ona güvenebileceğim konusunda iyice ısrar edince dayanamadım. Kocamın fotoğraf çekimlerine merak sardığı bir dönemde ışık gölge ayarlarıyla çektiği, yüzümü sakladığım, sadece çıplak bedenimi olduğu gibi gösteren birkaç resim buldum dosyalarda, onları gönderdim.

        Ellerim titriyordu heyecandan… Merakla vereceği yanıtı bekliyordum. Uzun süre bekledim. Sanırım gönderdiğim resimleri inceliyordu uzun uzun… Acaba ne diyecekti?.

        Ben cevap beklerken yeni resimler gelmeye başladı. Bu kez erkek resimleri… Çıplak, kıllı, kaslı bir vücut… Uzunca, kalın bir penis resmi… Bir sonraki resimde o aletin resimlerini gördüğüm kadının elindeki pozu… Kadının çıplak teninde parlayan döl damlacıkları… Kadının açılmış bacakları, arasında Mert’in kalın aleti yarısına kadar amına girmiş… Önünde domalmış vaziyette duran kadının elleriyle tutup iyice açtığı kalçalarının arasındaki minik deliğe başı girmiş vaziyette bir poz…

        Tahrik olmuştum iyice… Resimlere bakıyordum sürekli… Boştaki elimi önüme atmış, ıslanan amımı avuçlayıp sıkıyordum. Bu arada mesaj geldi.

        “Gül, merhaba. Ben Arzu. Mert’in eşiyim. Resimlerimi gördün mü, hepsine bakabildin mi?”  diye yazmıştı. Titreyen elimle,

        “Evet, gördüm” diye yanıt verdim.

        “Biz de senin resimlerini gördük. Çok güzelsin. Kalçaların harika… Tam kocamın beğendiği tipte bir vücudun var.”

        “Teşekkür ederim. Siz de harikasınız.”

        “Bize kesinlikle güvenebilirsin Gül. Bizim aradığımız yeni şeyler, yeni tadlar, yeni heyecanlar… Bu konularda epey deneyimimiz oldu. Eğer sen de aramıza katılırsan çok mutlu oluruz. Ne dersin…?”

image

        Böyle başladı işte… Yazışmayla başladık. Sonra onlar kamerayı açtılar bana… Konuştuk, sohbet ettik. Bir sonraki gün soyundular karşımda… Öpüştüler, seviştiler… Bu kez ben yüzümü göremeyecekleri bir açıdan kamerayı açtım. Bacak aramı görecek şekilde yerleştirdiğim kameranın karşısında, onları sevişirken izleyip kendimi parmakladım, mastürbasyon yaptım.

        Artık alışkanlık haline gelmişti yaşadığımız sanal seks… Onlar sevişiyorlar, birbirlerini bitiriyorlar, sonra bana komutlar verip istediklerini yaptırıyorlar, beni tahrik edip orgazma ulaşmamı sağlıyorlardı. Sürekli benimle buluşmak istiyorlar, yanlarına çağırıyorlar, adresimi vermem için ısrar ediyorlardı. Bense kocamı aldatmak istemiyor, korkuyor, davetlerini kabul etmeye çekiniyordum.

        Bir gün yine soyunmuş, yatakta bacaklarımı ikiye ayırmış vaziyette uzanmıştım. Yüzümün görünmemesi için taktığım bir yarım maskeyle, kameradan beni izleyen Mert ve Arzu’nun karşısında titreşimli vibratörü amıma sokup çıkarırken kendimden geçmiştim. Tam o sırada kocamın sesini duydum.

        “Ne yapıyorsun karıcım?” 

        Korkuyla irkilip arkama döndüm. Kocam karşımda çırılçıplak soyunmuş, kalkmış vaziyetteki sikini okşuyordu. Sanal sekse kendimi öylesine kaptırmıştım ki kocamın geldiğini duymamıştım. Geleli uzun bir süre geçmiş olmalı, üstündekileri çıkaracak ve sikini kaldıracak vakti bulabilmişti. Bir bana, bir ekrandaki çırılçıplak Arzu ve Mert’e bakıyordu.

        “Niye soruyorsun ki, ne yaptığım belli değil mi?” diye ters bir tavırla cevap verdim.

        Seks yapmayalı bir haftayı geçmişti kocamla… Daha doğrusu benim çok isteyip de onun siki kalkmadığı için sevişemediğimiz, tartıştığımız geceden beri diyeyim… Bir suç veya suçlu arıyorsa bu ben değildim. Asla…

image

        “Maskeni çok beğendim. Hoşuma gitti. Çok seksi olmuşsun. Ben de katılabilir miyim peki?”

        Uzun süredir sert halini göremediğim, ama şu anda bir süredir ortamı izlemesiyle kalkmış sikini okşayarak bakıyordu bana… Güldüm, elimi ona uzattım,

        “Elindeki şey giriş bileti olduğuna göre katılabilirsin kocacım… Gel buraya hadi…”

        Yatağa geldi, uzandı. Üstüne çıktım, dudaklarımı vücudunda gezdirdim. Gözleri bir bende, bir ekranda, gidip geliyordu… Sertleşmiş sikini ağzımın içinde emdim, taşaklarını dilimin ucuyla yaladım. Sonra da üstüne çıkıp içime aldım, oturup kalkmaya başladım.

        “Ohh… Harikasın karıcım… Biliyor musun, arkadaşların da bizi izliyor şu anda… Senin beni becermeni izliyorlar…” Eğilip dudaklarını somurdum,

        “Evet aşkım… Röntgencilerimiz var… Sikişmemizi seyrediyorlar. Şikayetçi misin?” Zevkten gebermek üzereydi, gözleri kayıyordu

        “Uhh… Hayır… Şikayetim yok. Hiç bu kadar sertleşmemişti sikim… Devam et lütfen…”

        “Mmmm… Farkındayım kocacım, şu anda içimde çünkü… Amımda hissediyorum sertliğini…”

        Doğru söylüyordu kocam… Çok sertti ve sertliği hiç bu kadar uzun sürmemişti. Devam ettim ben de… Seyircilerimizin gözü önünde seviştik sonuna kadar…

image

        Neden sonra boşalıp kendimizi yatağa bıraktığımızda Arzu ve Mert de sevişmeye başlamışlardı. Bu kez biz onları izlemeye başladık. Mert sert hareketlerle, evire çevire, önden, arkadan, bağırta bağırta bir güzel sikti Arzu’yu… Hele karısını domaltıp arkasından girdiğinde kocam gözleri dört açılmış vaziyette ağzı sulanarak bakakalmıştı. Gözlerini ayıramıyordu ekrandan…

        Sonunda her şey bitti. Bilgisayarı kapatıp yattık. Yan yana yatakta uzanıp birbirimize baktık. Göğsünü okşadım mahcup bir tavırla,

        “Bana kızmadın değil mi aşkım?” diye sordum. Ellerini çıplak göğüslerimde, belimin oyuntusunda, kalçalarımın çıkıntı yuvarlaklarında dolaştırdı

        “Kızmak değil, daha çok şaşırdım diyelim. Sen neymişsin meğer… Benim seksi, ama kendi halinde ev kadını karıcığımın içinde meğer ateşli bir dişi şeytan gizliymiş… Neler yaptın bana öyle? Bitirdin beni…”

        “Yaa… Utandırma beni kocacım… ”

        “Az önce seyircilerinin önünde, üstümde debelenirken utanmıyordun hiç… Ama senin röntgenci arkadaşların da hiç fena değildi doğrusu… Domaltıp arkadan nasıl geçirdi kadına, ufff… “

        “Ah benim anal meraklısı, göt sikme hastası kocam benim… Hoşuna gitti değil mi? Aslında Arzu da senin gibi analdan çok zevk alıyor… Her sevişmelerinde mutlaka bir kez anal yapıyorlar. Ama ben istemiyorum aşkım…”

        “Neden ama? Ekrandan izlemek bile delirtti beni… Gül, bak aklıma ne geldi… Madem bu kadar içli dışlı olduk, onları buraya, ya da daha iyisi, bizim yazlığa çağıralım mı? Ne dersin? Gelirler mi?”

        “Kesinlikle hayır, olmaz… Sanal başka, gerçek başka… İnan, utanırım ben kocacım… Bakma sen yaptıklarıma… Yüzümü göstermiyorum onlara… Kim olduğumu, nerede yaşadığımı bilmiyorlar. Şimdi yüz yüze gelmeye çekinirim… İsteme bunu benden…”

        Uzun uzun konuştuk. Tartıştık. Kocam benden daha hevesli çıkmıştı.

        “Ne olur sanki? Onlar ayrı, biz ayrı sevişeceğiz” diyordu. “Önemli olan bir arada olmak… Baksana nasıl etkiledi beni… Sen de memnun kaldın. Hadi kabul et, yapalım şunu…” derken ben de,

        ”Senin asıl istediğin Arzu, öyle değil mi? Arzu’yu sikmek istiyorsun, onunla anal seks yapmak istiyorsun. Asıl amacın bu… Beni de alet ediyorsun.” diyerek karşı çıkıyordum.

image

        Sonunda bana rağmen kararını verdi. Diğerleri zaten çoktan hazırlardı. Bir hafta sonu tatilinde, bizim yazlıkta buluşulması kararlaştırıldı. Kış mevsimi olduğundan etrafta kimseler yoktu. Biz kocamla önden gidip hazırlığımızı yaptık. Giderken iki günlük içki, yiyecek aldık. Odaları havalandırdık.

        Kendime güzel bir bakım yaptım, geceye hazırlandım. Tüyleri alınmış, dudakları kabarmış kadınlığımı kremlerken ellerim titriyordu. Geceye yakışır dekolte bluz, mini eteğim, dantel iç çamaşırlarım, jartiyer çoraplarım, her şeyimle hazırdım. Heyecanla misafirlerimizi bekledik. Sonunda geldiler. 

        Zaten bunca zamandır kameralardan tanışıyorduk. Birbirimizin çıplak bedenlerini adeta ezberlemiş gibiydik. Ama Mert, ekranda göründüğünden daha yakışıklı, daha çekici görünüyordu. Mert kocamın yanında elimi tutup dudaklarına götürdüğünde, ürperdim, liseli kızlar gibi kızarıp bozardım. Arzu da kocası gibi çok rahattı. İkimize de sarılıp öptü. Neşeli, güzel insanlardı.

        Oturup yemek yedik. Sohbet ettik. Yemekten sonra çıtır çıtır yanan şöminenin karşısında minderlere oturup sohbetimize devam ettik. Heyecandan ölmek üzereydim. Kameranın önünde defalarca karşılarında soyunduğum, her yerimi gören, sayısız orgazmımı izlemiş karı kocanın karşısında ne yapacağımı şaşırmış durumdaydım.

        Üçüncü şişe kırmızı şarap bitmiş, biz hala asıl konuya gelememiştik. İstenen, arzulanan ortak günahı işlemenin dayanılmaz çekiciliğine rağmen kimseden bir atılım gelmemişti. Herkes ilk hareketin kimden geleceğini bekliyordu merakla… Şarabın etkisiyle kadınlar olarak iyice rahatlamıştık ama… Artık mini eteğim sıyrılacak, bir yerim görünecek, edepli oturayım, frikik vermeyeyim çekincesi kalmamıştı bende… Arzu da öyle…

        Erkeklerin gözü birbirinin karısında, bacaklarında fütursuzca dolaşıyordu. Mert’in bakışları mini eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımdan, bluzun iki düğmesi açılmış dekoltesinden görünen memelerime, dantel sütyenime gidip geliyordu sürekli… Pantolonun önündeki kabarıklık dikkati çekmeyecek gibi değildi. Hakan ile Arzu da aynı bizim gibi, gözleri birbirinden ayrılmadan bizim yanımızda güya sohbet ediyorlardı.

image

        Ortam loş, duvarlarda şöminenin alevleri oynaşıyor. Müzik setinde çalan klasik müzikle, çıtırdayarak yanan odunlardan yayılan sıcaklık, kırmızı şarabın damarlarımızda dolaşmaya başlayan harareti, hepsi bir arada ortamı kaynatmaya yetiyordu. Göğüslerimin arasından ter damlacıkları yuvarlanıyordu. Sonunda bu konularda en tecrübeli olan Arzu,

        “Şişe oyununa var mısınız arkadaşlar?” diye olayı başlattı. Merakla yüzüne baktık. “Buraya salt sohbet  etmeye gelmedik. Neden geldiğimizi de hepimiz biliyoruz. Hımbıllığı bırakalım, başlayalım artık… Şişe kimde durursa bir parça giyimini çıkaracak. Hadi…”

        Birbirimize baktık. Erkekler dünden hazır ve istekliydi zaten… Hemen kalktılar. Ortada, parke zeminde bir boşluk yapıp geniş, puf minderleri etrafına dizip oturduk. Arzu şişeyi çevirdi. Öylesine sıcaktı ki, bir an önce şişe beni göstersin, rahatlayayım diye bekledim. Önce benim önümde durdu tam istediğim gibi…

        Üzerimdeki bluzun düğmelerini tek tek çözüp yavaşça çıkardım. Üçü de oturdukları yerden gözlerini bana dikmiş soyunmamı izliyorlardı. Kendimi striptiz yapıyor hissettim. Bir yandan heyecanlanıyordum, bir yandan beni izleyenlere daha önce onca kendimi sergilemişliğime rağmen müthiş utanıyordum.

        Dantel sütyenim ve iri memelerim meydana çıktı. Erkekler yiyecek gibi bakıyorlardı bana… İkisi de beni bir an önce mindere yatırıp kıyasıya sikmek istiyorlardı biliyordum.

image

        Sonra şişeyi benim çevirmemle devam edildi. Kısa sürede biz kadınlar iç çamaşırlarımızla kaldık. Kocam külodunu çıkardığında siki yine sertleşmiş görünüyordu. Arzu’nun gözlerinde bir hayal kırıklığı okudum sanki o anda…

        Kocam şişeyi çevirdi, Mert üstündeki gömleği çıkardı. Kaslı, geniş omuzları, dümdüz karnı meydana çıktı. Yalanarak baktım ona… Ayağındaki baksır külot tek giysi olarak kalmıştı.

        Ben de dantel iç çamaşırlarımın içinde çok seksi görünüyor olmalıydım. Mert gözünü benden alamıyordu. Kenarları fiyonklu şeffaf dantel kutumu gizemli bir hazine gibi gösteriyordu. Meme uçlarım kabarmış, sütyenimin bir şey saklayamayan dantellerinin arasından göz kırpıyordu. Çevirdiği şişe beni gösterdiğinde Mert,

        “Lütfen… Ben çıkarmak istiyorum…” dedi.

        Kocama soran, izin isteyen, biraz da izin vermesi için yalvaran gözlerle baktım. Onun da gözleri parlıyordu, heyecanla başını sallayarak onay verdi.

        Mert parmaklarını çıplak tenimde dolaştırarak sütyenin önden açılan kopçasını açtı. İri memelerim baş kaldırırcasına ortaya çıktı. Önümde diz çökmüş, hayran hayran göğüslerime bakıyordu. Gözlerini ayırmadan,

        “Dokunabilir miyim?” diye fısıldadı.

        Titriyordum, memelerim kabarmış, uçları üzüm gibi sertleşmişti. Cevap bile veremeden kocama baktım. Eli sertleşmiş sikinin üstünde, gözleri bizdeydi. Ne ondan, ne benden yanıt alamayan Mert, elleriyle göğüslerimi avuçladı sakin sakin… Okşadı…

        “Ohhh…” diye inledim parmaklarının temasıyla…

        Eğilip birer birer kabarmış uçlarına önce dudaklarını değdirdi, sonra kıstırıp öptü, diliyle yaladı. Hele dilinin sıcak ıslaklığı başımı döndürdü zevkten… Omuzlarımdan tutup hafif yan çevirdi, sütyeni tamamen çıkarması için arkamı ona döndüm.

        Ben sütyeni çıkarmasını beklerken aniden beni mindere, yere itiverdi. Boş bulunup neye uğradığımı anlayamadan mindere yüzükoyun, sereserpe uzanıp kaldım. Başım dönüyordu, kalkamıyordum uzandığım yerden… Dantel tanga külodum, çıkık kalçalarımı saklamaktan çok, teşhir eder gibi duruyordu. Giyinirken aynada kendime bakmıştım, biliyordum.

        Bir flaş patladı. Arzu kimseye sormadan çantasından çıkardığı fotoğraf makinesiyle popomun resimlerini çekiyordu. Bir eksper edasıyla,

        “Mmmm… Çok tatlı poposu var, çok görkemli ve davetkar… Değil mi beyler?”

        İkisi de homurdanarak onayladılar. Başımı yana çevirdiğimde Mert’in ayağındaki baksırını çoktan çıkardığını gördüm. Şişenin kendine gelmesini bekleyememişti. Bacaklarının arasında eski çağlardan kalma kutsal bir dikilitaş gibi duran penisini sıvazlıyordu yanı başımda…

        Başımın dönmesi ve heyecanım arttı bu manzarayı görünce… Canlısını görmek, hem de yanıbaşımda, burnumun dibinde, öyle farklıydı ki…

        “Ohhh… Çok büyükmüş bu…” diye inledim. Arzu atıldı hemen,

        “Evet canım… Harikadır kocamın penisi… Çok tatlıdır. Hele bir yesen, içine bir girse, sen de bana hak verirsin…”

        “Yo, kalsın. Herkes kendi eşiyle sevişecek. Sizinle öyle anlaşmıştık.” dedim.

image

        Mert yanıbaşımda duruyor, muhteşem aletini okşarken popomu seyrediyordu uzun uzun… Eğildi, boştaki elini kalçalarımda hafifçe dolaştırdı, kenarlarından tutup fiyongu çözdü. Külodumu çıkaracaktı.

        “Ohhh…” diye inledim yalvarırcasına. “Lütfen, külodumu çıkarma…”

        Alkolün de etkisiyle sersemlemiş durumdaydım. Bir kapının eşiğinde hissediyordum kendimi… Sanki bir adım daha atarsam geri dönemeyecekmişim, bilinmez bir yola çıkacakmış gibiydim. Kendime hakim olamamaktan, Mert’in cazibesine kapılmaktan, kocamın yanında başka bir erkeğin kollarına atılmanın bilinmezliklerinden korkuyordum.

        Beni dinlemedi bile adam… Külodumu, o minik dantel kumaşı bir asılışta çıkarıp eline alıverdi. Şimdi çırılçıplak, minderin üzerinde yüzükoyun uzanmış yatıyordum. İlk kez kocamdan başka bir erkeğin yanında böyle çırılçıplak, her ayrıntımın aç gözlerle seyredildiği, savunmasız bir durumdaydım. Elindeki ıslak külodumu burnuna götürüp derin bir nefes aldı Mert,

        “Ohh… Gül… Çok güzelsin. Kameradan izlemiştim ama, yakından bakınca gerçekten harikasın canım… Şu anda aletim zonkluyor inan…”

        Baktım, gerçekten sopa gibi olmuş aletinin damarları iyice kabarmış, göze batıyordu. Eliyle sıvazladı boydan boya, ıslak külodumu sürttü sikinin her yerine…

        “Lütfen… Kocacım, lütfen… Sadece izlesin beni…” diye inlercesine mırıldandım.

        Kocamsa onlardan daha heyecanlıydı. Bir şey söylemek bir yana, o da bize bakıp kalkmış sikini baksırının önünden çıkarmış, okşayıp duruyordu. Ok yaydan çıkmıştı artık. Bacaklarımı kasıp engel olmaya çalışsam da Mert’in otoritesi altında eziliyordum. Bu kez  Arzu seslendi kocama,

        “Hakancım… İzin verirsen, kocam senin karını okşayabilir mi biraz?”

        “Hayır deme şansım var mı? İşte önünüzde karım… Çırılçıplak, kocanın emrine amade… Ne isterseniz yapın…” diye heyecandan kısılmış, çatallaşmış sesiyle yanıtladı kocam.

        “Ben… Ben kocamla sevişeceğimizi zannediyordum” diye kekeledim. “Ne yapıyorsunuz siz? Hakan, aşkım?”

        Aşkım cevap bile vermedi bana… Her şeye, olabilecek her şeye razı gibiydi kocam… Elini ıslatıp avuçlarına aldığı sikini okşayıp duruyordu.

        Mert’in elleri geriye çıkık, iki sıradağ gibi tümsek yapan popomda, kalçalarımda dolaştıkça ürperiyordum. Zevkle inliyordum. Şaşkınlığımı atamamıştım henüz… Banyodan gelen ışıktan rahatsız olmuştum bir yandan da…

        “Ohhh… Çok utanıyorum. Lütfen ışık olmasın. Karanlıkta yapalım ne yapacaksak… Yüz yüze gelmeyelim lütfen…” diyebildim. Arzu,

        “Hayır canım, seviştiğin erkeği görmelisin. Daha çok zevk alırsın, inan bana…” dedi uzman edasıyla…

        Öyle tahrik edici bir ortamdı ki… Kıvrım kıvrım şöminenin alevleri gibi bir alev dalgası her yanımı sarmış, karnım, kasıklarım yanıyordu. Bir girdabın içine sürükleniyor gibiydim. İçimden sular akıyordu minderin üstüne…

        Kocam gözünün önünde beni, sevgili karısını yabancı bir erkeğin kollarına atıyordu. Yasak bahçenin yasak meyvesini o yabancıya tattırmak üzereydi. Yüzü karmakarışıktı, hem büyük bir zevk, hoşnutluk, hem de kıskançlık dalgaları görüyordum yüzünde, gözlerinde…

        Sonra gözlerimi yumdum. Kalçalarımda dolaşan yabancı elin verdiği zevkin ürpertileri içindeyken aniden tombul beyaz popoma bir şaplak indiriverdi Mert… Duyduğum ani acının etkisiyle başımı kaldırıp kopardığım çığlıkla şaplağın sesi aynı anda yankılandı,

        “Aahhh…” diye inledim. “Meerrt…”

image

        Gözlerimi açıp arkama baktım. Mert gülümseyerek bakıyordu bana… Arkadan birkaç şaplak daha indi kalçalarıma… Bembeyaz tenimin kızarmış olduğuna, parmaklarının izinin kaldığına emindim. Her vuruşunda zevk ve acıyla inliyor, kendimi sıkıyordum.

        Beşinci vuruştan sonra şaplak beklerken, aniden kalçalarımın arasına yüzünü gömdü. Hırsla pençeleriyle kalçalarımı kavramış, ağzı burnu arkamda, dili minik deliğimdeydi. Bir köpek yavrusu gibi yalıyor, emiyordu.

        Ne hissedeceğimi, ne yapacağımı şaşırmıştım. Ama büyük bir zevk aldığım muhakkaktı. Parmakları önümü, amımın dudaklarını karıştırıyor, dilini sertleştirip minik bir sik gibi arka deliğimden sokmaya çalışıyordu.

        Ben de zevkten deliriyordum. Elimi yumruk yapıp parmağımı ısırarak, inlemeler, minik feryatlar eşliğinde sarsılmaya başladım. Orgazm oluyordum. Sarsılmalarıma rağmen bırakmadı beni, yalamaya, okşamaya, parmaklamaya devam etti. Dakikalarca sürdü boşalmam…

        Daha orgazmın zevk dalgaları sönerken belimi bastırıp popomu kaldırdı. Kalçalarım tüm haşmetiyle önünde havaya dikilmişti. Islak kadınlığım ve yalanmış göt deliğimle domalmıştım. Başını arkamdan yaklaştırıp am dudaklarımı yaladı köpek gibi… Parmağı klitorisimi okşuyordu sürekli… Bense başımı mindere gömmüş, şimdiye kadar yaşamadığım zevk furyası içine dalmıştım. Başını geri çekti, bizi sikini sıvazlayarak izleyen kocama,

        “Hakancım, karının amcığı harika… Çok tatlı… Lütfen izin ver, içine gireyim… Dayanamıyorum artık… Baksana, yarrağım taş gibi oldu, zonkluyor. Acilen karını sikmem lazım…”

        “Yoo… Hayırr…” diye inledim. “Evlendikten sonra kocamdan başkasına siktirmedim kendimi… Hakan… Aşkım…”

        Hayır diyordum ama, bir yandan da zevkten dizlerim, kalçalarım, amımın dudakları titriyor, heyecanla bekliyordum. Kocamın titrek sesini duydum,

        “İzin veriyorum. Sik onu Mert…” dedi. “Karımı sik… Becer orospuyu… Yarrağını geçir amcığına… Hadi…”

        Arzu yanıma eğildi. Mindere dağılmış saçlarımı yüzümden çekip dudaklarımı öpmeye koyuldu. Göğüslerimi okşuyordu bir yandan…

        “Sen de istiyor musun Gül? Zevk alıyorsun değil mi tatlım? Kocamın seni sikmesini istiyorsun… Kocamın sikini bekliyorsun… Öyle değil mi? Söyle hadi…” Ben de itiraf ettim,

        “Ohhh… Madem kocam izin veriyor… Evet… İstiyorum… Çok istiyorum… Kocanın o kocaman sikini istiyorum… Hadi Mert… Sik beni artık… Geçir…”

        Ve ürpere ürpere beklediğim an geldi, Mert’in sikinin başının ilk temasını hissettim amımda… Tokmak gibi kapıma dayandı. Ateş gibi sıcak, demir gibi sert, ıslaklığımda gezindi. Amımın kabarmış dudaklarının arasına girdi. Aşağı yukarı sürttürdüğünde zevkten  dizlerim titredi. İçime girmek için izin istiyordu sanki… İzin de değil, kapıyı tekmeleyen bir kabadayı edasıyla kadınlığımı zorluyordu.

        Bunca zamandır kocamın küçük organıyla haşır neşir olmuş kadınlığım tüm ıslaklığına karşın koç başının bir hamlede içime girişe izin vermedi elbette… İnledim. Kocamın alıp getirdiği vibratörleri santim santim, dakikalarca uğraştıktan sonra alabiliyordum içime… Bu sabırsız haydutsa bir anda girmek istiyordu.

        “Ahhh… Yapma… Bu… Çok büyük… Alışık değilim… Bekle… Lütfen…” diyebildim. 

        “Bekleyecek halim kalmadı Gül… Sikmek istiyorum seni… Bir an önce…”

        Karısı yanıma uzanmış, saçlarımı okşuyordu cesaret vermek istercesine… Arada dudaklarıma uzanıp öpüyor, dilini dudaklarımda gezdiriyordu. Kalktı, beni omuzlarımdan tutup yükseltti. Bir tamirci gibi başı bacak arama gelecek şekilde, altıma girdi. 69 pozisyonunu almış, dizlerinden kırdığı bacakları ayrık, şekilli kestiği kasık kıllarıyla ıslanmış amı gözümün önündeydi.

        Aradan fazla geçmedi, hedefini bulabilmek için altımda kıpırdanıp duran Arzu’nun dilini amımda hissettim. Islak, sıcak dili am dudaklarımı karıştırıp parmaklarının da yardımıyla klitorisimi buldu. Arkamda kocası Mert’in amımı zorlayan demir tokmağı, altımda Arzunun klitorisimi okşayan dili… İşte o an bittiğim andı… Elektrik çarpmış gibi sarsıldım, inledim.

        “Ooohhh…. Ne yapıyorsunuz bana? Mmmm… Delirteceksiniz beni… Yapmayın… Ooohhh…”

image

        Cevap veren olmadı. İkisi de öylesine işlerine dalmışlardı ki… Arzu’nun başı altımda kıpır kıpır, çılgınca klitorisimi yalıyor diliyle… Mert sikinin başını amıma sürtüp duruyor… Ben zevkten kıvranıyorum. Mert’in belimi tutan pençeleri olmasa kendimi yere atacağım. Bütün kanım orama toplanmışçasına am dudaklarım şişmiş, açılıp kapanıyor, istekle, alev alev yanıyor… Hırsla dişlerimin arasından tısladım,

        “Gir artık… Sok şunu… Hadii… Sikini sok içime… Amıma sok…” diye yalvardım adeta…

        Dayanacak halim kalmamıştı. İstiyordum onu… Bir an önce girsin istiyordum. Arzu klitorisimi yalarken, bir yandan da belini, kalçalarını oynatıp duruyordu altımda… Onun da am dudaklarının ıslaklığından, açılıp kapanmasından, bir şeyler istediğini anladım. Onun bana yaptığını ben de ona yapmaya karar verdim.

        Ve o güne kadar hep dudak bükerek, alay ederek baktığım, ne zevk aldıklarını sorguladığım bir şey yaptım. Başımı Arzu’nun, hemcinsimin kasıklarına gömdüm ben de… Eğer ben bir kadının amımı yalamasından bu denli zevk alıyorsam, karşılığını ona vermem gerekiyordu.

        Verdim ben de… Aynen onun bana yaptığı gibi çılgınca am dudaklarını yalamaya, dudaklarımla sündüre sündüre çekiştirerek emmeye, klitorisinde dilimi gezdirmeye, okşamaya başladım.

        Yaptığım işe, Arzu’ya dilimle verdiğim ve onun dilinden aldığım korkunç zevke öylesine dalmıştım ki, Mert’in arkamda amımı zorlayan tokmağını unutmuştum bile… Ve o hatırlattı bana kendini… Belimden tutup sertçe içime gömdü sikini… Bir hamlede… Amımı yararak, ete saplanan bıçak gibi girdi.

        “Aahhhh….”

image

        Su içtiği ırmakta timsaha yakalanmış, çırpınan ceylan yavrusu gibi aniden başımı Arzu’nun kasıklarından kaldırdım, acıyla haykırarak içime giren kazıktan kurtulmaya çabaladım ümitsizce… Ne mümkün… Ne Mert’in pençelerinden kurtarabildim kendimi, ne feryadıma cevap veren oldu… Dibime kadar giren alet öylece kaldı içimde… Bacaklarımın arasında kalın bir odun parçası vardı sanki… Öylesine doldurmuştu içimi…

        Yardım istercesine kocama baktım. Benim sevgili kocam, önümüzdeki mindere uzanmış, heyecanla bize bakarak sikini sıvazlıyordu. Eğile büküle, her ayrıntıyı görmeye çalışarak canlı bir porno film izler gibiydi. Tanıyordum o bakışları… En pespaye, en rezil pornoları izlerken böyle parlardı gözleri…

        Ve şimdi de kendi karısı, aynı izlediklerimiz gibi rezil bir pornonun başkahramanıydı. Bir yabancı erkek yarağını domalttığı karısının amına gömmüş, o yabancı erkeğin karısıyla kendi karısı da 69 vaziyetinde birbirlerinin amını yalayıp duruyorlardı. Sevgili kocam da hemen önünde yaşanan bu sahneden, karısının da rol aldığı bu üçlü grup seks sahnesinden müthiş zevk alıyordu.

        Çaresizce, itaatkar bir tavırla, güçsüz, başımı eğdim, uzun saçlarım Arzu’nun kasıklarına yayıldı tekrar… Gözlerimi kapatıp kendimi onun amımı yalayan dilinin verdiği zevke ve amımda sopa gibi duran kocasının sikinin verdiği acıya teslim ettim. Sürekli inleyip duruyordum. İki zıt, birbirine uzak duyguyu, acı ve zevki  aynı anda yaşamak bambaşka bir deneyimdi bu…

        Arzu kalçasını indirip kaldırdı, benim yapmam gereken, istediği şeyin işaretini verdi. Dilimi uzatıp ben de onun amını yalamaya başladım tekrar… O anda burnuma bir şey değdi. Gözümü açıp bakınca bunun kocamın siki olduğunu gördüm. Dayanamamış, o da grubumuza katılmaya karar vermişti demek ki… Arzu’nun bacaklarını aralayıp gelmişti.

        Yalamamı istercesine ağzıma, dudaklarıma sürttü sikini konuşmadan… Arzu’nun amını yalamaktan ıslanmış dudaklarımı araladım, kocam da ağzıma soktu sikini… Saçlarımdan tutup başımı indirip kaldırıyor, ağzımı sikiyordu. Bunu yaparken amını yalamayı bıraktığım Arzu da benim amımı yalamayı kesmeden homurdandı,

        “Heyy… Bırakma beni… Devam et…”

        Bunu duyan kocam ağzımdan çıkardığı sikini bir anda Arzu’nun amına gömdü. Kocasının büyük sikine alışmış kadının amcığı kolaylıkla aldı Hakan’ın sikini… Arzu’nun bana yaptığını ben ona yapıyordum şimdi… Kocam amını sikerken, ben de başımı eğip becerebildiğim kadarıyla klitorisini yalıyordum.

image

        Aynı zamanda o ana kadar hareketsiz bekleyen Mert’in kalını da içimde hareket etmeye başladı. Kuzey denizlerinde buzun ortasında kalmış bir buzkıran gemisi gibi ağır ağır hareket ediyor, amımın duvarlarını zorlayarak, esneterek kendine amımda yol açıyordu. Titreyen dizlerimin üstünde bacaklarımı ne kadar aralasam da onun kalınlığını bir türlü rahat alamıyordum.

        O büyük geminin sahibi, kaptanı Mert ise darlığıma, çektiğim zorluğa hiç aldırmadan daracık amımda buzkıran gemisini sürüp duruyordu. Arzu’nun klitorisini yalamayı bırakmıştım artık… Başımı kaldırmış, inliyor, içimi yaran koca sikin verdiği acının yavaşça sönmesini, tam aksine vajinamın duvarlarında kocaman şapkasının, damarlı gövdesinin sürtünmesinin verdiği zevk duygusunun yükselişini izliyordum gözlerim kapalı…

        Hızlanmaya başladığındaysa küçük kıyamet koptu. Ne yapacağımı bilemedim. Başımı sallıyor, haykırıyordum.

        “Aaahhh… Yardın içimi… Mert… Amımı yardın…. Ooohhhh… Bu nasıl zevk? Oohhhh… Hakann… Kocacım… Dayanamıyorum… Öldürüyor beni zevkten… Ahhh… Bilemezsin… Ölüyorum ben… Karını öldürüyor zevkten bu adam… Oooohhhh….”

        Hakan Arzu’nun bacaklarının arasında gidip gelmesine ara vermeden saçlarımdan tutup başımı kaldırdı. Gidebildiğince başımı arkaya devirip açılan dudaklarımı çılgınca öpmeye, ısırmaya başladı. Ben de onun dudaklarını ısırıyordum. İki vahşi köpek gibiydik. Bir yandan beni öperken, bir yandan da sürekli mırıldanıyordu,

        “Evet aşkım… Görüyorum… Zevk alıyorsun… Güzel değil mi? Vibratöre benzemiyor di mi? Ah benim güzel karım… Seksi karım… Seni aç bıraktım hep… Biliyorum… Affet beni… Ama bundan sonra değişecek. Göreceksin aşkım… Seni seviyorum karıcım… Yeter ki beni bırakma… Ne istersen yaparım senin için…”

image

        Deliriyordum zevkten… Her yerim parsellenmiş, her noktamdan zevk alıyordum. Mert’in koca yarağı arkamda piston gibi gidip gelirken karısı klitorisimi yalıyor, bir yandan alttan ellerini uzatmış memelerimi avuçlayıp uçlarını sıkıyordu. Kocam da dudaklarımı somururken bir yandan da sikini Arzu’nun amına gömmüş, kızın kasıklarına vura vura, taşaklarını çarptıra çarptıra sikiyordu.

        Dakikalarca sürdü bu fırtına… Odanın içinde zevk inlemelerimiz, feryatlarımız, erkeklerin şehvetli böğürmeleri, birbirine çarpıp duran bedenlerin şaklamaları, ağız şapırtıları yankılanıyordu. Ne kadar geçti bilmiyorum, kendimi öylesine kaptırmış, şehvetin kollarına bırakmıştım ki, diğerleri gibi… Zevk dalgaları birbirini izliyor, tam bittim derken bir başka dalgayla daha yükseğe çıkıyordum. Sonunda zirveye ulaştım…

        Doğum kontrol ilacı kullandığım için çok rahattım. Ama Mert boşalırken bana sormadı bile… Bir anda belimi tutan parmakları kasılırken koca siki içimde daha da büyüdü sanki… Haykırarak boşalmaya, döllerini içime fışkırtmaya başladı. Vajinamın diplerine fışkıran spermlerin sıcaklığı yaktı kavurdu amımı… O sıcaklık beni de tetikledi. Ben de kasılmaya başladım.

        Bizim arkamızdan diğerleri geldi peş peşe… Arzu kocamın altında titreyerek, sarsılarak boşalırken, kocam da Arzu’nun belini tutup sikini amından çıkardı. Kadının beyazımtrak am sularına bulanmış sikinin ucundan bir fıskiye gibi fışkıran spermleri, Arzu’nun kalp şeklinde kesilmiş amının kıllarının üzerine, yaşadığı orgazmın etkisiyle sürekli kasılıp gevşeyen karnına, göbeğine yayıldı.

image

        Başladığı gibi bitti her şey… Bir sessizlik kapladı içeriyi… Bir an dondurulmuş bir film sahnesi gibi hareketsiz kaldık dördümüz de… Geniş salonda sadece şöminede yanan odunların çıtırtısı ve soluk soluğa kalmış ciğerlerimizle körük gibi soluma seslerimiz duyuluyordu.

        Birbirinin içine girmiş, karışmış bedenlerimiz, ağır çekim yıkılan bir bina gibi yavaş yavaş çözüldü. Mert arkamdan çıkıp kendini yan mindere attı. Ben dizlerimin üzerinde emekleyerek gittim, sırt üstü diğer mindere serildim. Kocam Arzu’nun yanına serildi. Arzu yattığı yerde kalakaldı. Hakan’ın bir eli kadının memesinde, bir bacağıyla bedeninin yarısı kadının üstündeydi. Sönmüş siki kadının kalçalarına değiyordu.

        Bir zaman öylece yatıp kaldık. Sonra Mert çırılçıplak kalktı, önünde sallanan, yarı inik haliyle bile kocamın sikinden daha büyük görünen aletini sağa sola sallayarak masaya gitti. Masanın üzerindeki şarap şişesinden hepimize birer kadeh doldurup verdi, yanıma, mindere uzandı. Dirseklerimizin üzerinde, konuşmadan, yorgun bedenlerimizle şaraplarımızı yudumladık, kendimize gelmeye çalıştık.

        Sonra şarabımı bitirmeden Mert elimden kadehimi aldı, yan tarafa mümkün olduğunca uzağımıza yere bıraktı kendi kadehiyle beraber… Gözleri parlıyordu. Siki yine kalkmış, eski sertliğini almıştı. İstiyordu beni… Şehvetle parlayan gözleri çıplak bedenimin her yerinde, dudaklarımda dolaşıyordu. Dudaklarıma kapandı. Başımı çevirip kendimi çekmeye çalıştım,

        “Yoo… Yine mi? Daha yeni yaptık aşkım…” diyecek oldum, dudaklarıma yumulup susturdu beni… Pençesini atıp kalçalarımı avuçladı,

        “Seni istiyorum Gül… Doymadım sana… Şimdi sıra o güzel götünde… Arzu’ya da söyledim. Senin güzel götünü gördüğümden beri seninle anal seks yapmak en büyük hayalim, inan bana… Kalçalarının, götünün hastası oldum…”

image

        İtiraz etmeye çalıştım umutsuzca… Kocamın önünde, az önce beni domaltıp koca yarağını amıma geçiren ve hayatımın en büyük zevkini yaşatan adama götümü sikmemesi için yalvarıyordum.

        “Hayır… Kocam bile sikmedi beni arkamdan… Mert, ne olur… Amıma zor aldım senin koca sikini aşkım… Minicik deliğime nasıl girsin? Lütfen… Amımı sik ne olur, yalvarırım…”

        Arzu elinde içki kadehiyle, gülümseyerek, yattığı yerden bizi izliyordu. Kocamın göğüslerini, bütün bedenini okşamalarının etkisiyle meme uçları kabarmıştı. Kocama döndüm bu kez,

        “Hakan, bir şey söyle sen de kocacım… Arkamı becermek, sikmek istiyor bu adam… Lütfen söyle Mert’e, götümü sikmesin… Dayanamam…” O cevap vermeden Arzu atıldı,

        “Merak etme Gül… Kocam çok tecrübeli göt sikme konusunda… Buraya tedarikli geldik zaten… Mert senin minik deliğini sikmeyi çok istiyor. Kayganlaştırıcılar, kremler her şey var çantamda… Sen de zevk alacaksın inan bana… Çok güzel olacak…”

        Bu kez kocam karıştı söze… Meme uçlarını emip duruyordu Arzu’nun… Başını kadının uçları şişmiş koca memelerinden kaldırdı. Bana dönüp,

        “Evet Gül… Bırak siksin seni… Ben de izlemek istiyorum. Bugüne kadar bana hiç vermedin arkanı… Şimdi Mert’in sikiyle açılışını yap bakalım. Götünün bekareti bozulup alışınca bana da  arkandan verirsin artık…”

        Çaresizce razı oldum. Üçü de benim sikilmemi istiyorlardı. Ve istedikleri de oldu. Geniş minderin üstüne koyduğu iki koca yastığa beni yüzükoyun yatıran Mert, yanında getirdiği kayganlaştırıcı kremi parmak parmak alıp minik deliğimi bir güzel kremledi, parmaklarını teker teker sokup çıkarıp alıştırdı.

        Gerçekten deneyimliydi bu konuda… Hiç acele etmeden, yavaşça, canımı yakmadan, güzel güzel yapıyordu işini… Öyle ki bir an geldi, arka deliğime girip çıkan parmaklar zevk vermeye, beni kıvrandırmaya başladı. Korku geçmiş, kendimi kasmayı bırakmıştım. Artık parmaklarının ikisi mi giriyordu, üçü mü giriyordu bilmiyordum. Ama deliğime giren parmakların germesinden birden fazla olduğunu anlayabiliyordum.

        Yüzükoyun uzanmış arkama giren parmakların verdiği zevki alırken yüzüm bizimkilere dönüktü. Arzu da bizi izliyordu yattığı yerden… Sonunda o da harekete geçti. Bacaklarını ayırıp kocamı davet etti. Kocam bacaklarının arasına girdi. Arzu kocamın sikini tutup amına sürttürdü. Am sularında iyice ıslattığı siki arka deliğine dayadı. Sonunda muradına eren kocam heyecan içindeydi. Bir anda kalçalarını itip kadının göt deliğine girdi. Gidip gelmeye başladı.

image

        Ben dalmış onları izlerken birden arka deliğimin gerildiğini hissettim. Mert koca sikini arkama dayamış, başını sokmaya çalışıyordu. Kaçmak istedim, kaçamadım. Belimi sımsıkı tutmuş, bırakmıyordu. Sonra fark ettim ki öyle büyük, katlanılmayacak bir acı değildi hissettiğim… Büzüğüm kayganlaştırıcının, ikişer üçer girip çıkan parmakların etkisiyle açılmış, girmeye müsait hale gelmişti. Anestezi etkisi mi vardı kremin bilemedim. Hatta ve hatta Mert’in sikinin girmesini ister gibi açılıp kapanıyordu, hissediyordum.

        O da girdi zaten… Zorlayarak da olsa girdi. Yavaşça… Beklete beklete… Santim santim… Dudaklarımı ısırıp bitmesini bekledim. Sonunda kasıkları kalçalarıma dayandığında anladım ki, Mert’in o koca yarağını dibine kadar almıştım götüme…

        Ah benim anlayışlı erkeğim… Sikicim… Arka deliğime giren organın gerginliğiyle, heyecanın etkisiyle buz kesmiştim. Anladı. Hiç acele etmedi. Dibime dayanmış vaziyette bekledi öylece… Üzerime eğilip sırtımı, boynumu öptü. Alttan memelerimi okşadı. Elini önüme atıp karnımı, amımı, dudaklarını okşadı.  Parmakları kabarmış klitorisimi okşayıp işaret ve orta parmaklarının arasında kıstırdığındaysa bu kez acıyla değil, şehvetle inledim…

        “Aahhh… Çok güzel… Mert… Bitiriyorsun beni…”

        “Sana söyledim Gül’üm… İnan bana, çok zevk alacaksın… Ohhh… Gerçekten kocan seni sikmemiş… Hakan, karının göt deliği öyle dar ki… Yarrağımı eldiven gibi sardı… Ortak, inan bana, ateş gibi karının götü ortağım…” 

        Kocam Arzu’nun arkasında, göt deliğinde gidip geliyordu bizi seyrederken… O da müthiş zevk alıyordu, gözlerinin kaymasından belliydi…

        “Uhhh… Bilmiyorum ortak… Hiç götünden sikmedim ki karımı… İzin vermedi hiç… Ama bundan sonra sikerim artık… Ohhh… Çok güzelmiş anal seks… Artık götünden de sikerim seni karıcım…”

image

        Kocamın küçük siki Arzu’nun götünün kovuğuna gitmemişti sanırım… Ama o da elini alttan amına götürmüş, ovalayıp duruyor, aldığı zevki arttırmaya çalışıyordu. Sonunda bir yandan kendi amını okşamaları, bir yandan kocamın sikinin gidip gelmesiyle orgazma ulaştı.

        O bağırarak orgazm olurken, kasılan göt deliğinin etkisinden, bugüne kadar yapamadığı anal seksin zevkiyle kendinden geçen kocam da boşaldı. Kendilerini yere attılar, bizi izlemeye başladılar. 

        Ben sürekli bir orgazm halindeydim. Mert’in kaygan arka deliğimde, yara yara gidip gelen siki, klitorisimi ufalayan parmakları beni zevkten bitiriyor, amımdan sürekli sular, seller fışkırıyordu. Bacaklarımdan aşağı süzüldüğünü hissediyordum. Mert içimde gidip geldikçe tüysüz kasıkları kalçalarıma, altta sallanan koca torbaları da ıslak amıma çarpıp duruyordu. Bu da aldığım zevki üçe beşe katlıyordu.

        Defalarca, haykırarak, kasılarak boşaldım Mert’in altında… O ise hala arkamda gidip geliyordu. Aklıma sokakta gördüğüm sikişen köpekler geldi. Evet… Dişisinin arkasına geçmiş azgın bir erkek köpek gibi, kısrağının arkasına çıkmış aygır gibi sikiyordu beni sikici erkeğim… Başım dönmeye, gözlerim kararmaya başlamıştı artık… Dayanamayacak hale gelmiştim.

        “Mert… Lütfen… Bitir artık… Oohhh… Bayılmak üzereyim… Hadi aşkım… Bitir şunu, gel artık… Dayanamıyorum…”

        “Ohhh… Az kaldı Gül’üm… Az kaldı yavrum… Ben de geliyorum… Sabret biraz… Uhhhh… Öyle zevkli ki seni sikmek… Yavrum benim… İstersen Arzu’ya sor… Onu sikerken hep senin bu yastık gibi götünü hayal ettim… Karımın götüne boşalırken senin adını haykırdım… Şimdi hayalim gerçek oldu…  Şimdi senin götüne boşalmak üzereyim… Ohhhhh….”

        Sonunda ben kendimden geçmek üzereyken boşalmaya başladı. Belimi tutan parmakları delip geçecek gibi sımsıkı kasıldı, kalça hareketleri gitgide yavaşladı. Nihayet içime girip çıkan sikinin kalınlığında bir azalma hissettim.

image

        Sikini arkamdan çıkarıp yana devrildiğinde, dölleriyle karışık am sularım bacaklarımdan aşağıya süzülüyordu. Yüksek yastıkları karnımın altından çekip fırlattım, kendimi sırt üstü mindere bıraktım. Göt deliğimden içeriye serin hava girdiğini hissediyordum yattığım yerde… İyice açılmış olmalıydı.

        Arzu emekleyerek yanıma geldi, dudaklarımdan öptü. Dipleri terleyen saçlarımı okşadı. Onun bu sevgi gösterisine halsizce gülümseyerek karşılık verdim. Doğumdan yeni çıkmış loğusa kadınlar gibi halsiz, bitkin hissediyordum kendimi…

        Kocam da diğer yanımdan yaklaştı. Elini memelerimde, karnımda dolaştırıp okşadı, o da Arzu’nun yaptığı gibi yanaklarımdan dudaklarımdan öptü. Ben de onu öptüm. Saçlarını okşayarak,

        “Teşekkür ederim kocacım…” diye fısıldadım. “Bu zevki bana yaşattığın için… Ah benim anlayışlı kocam… ”

        Bacaklarım aralandı. Mert bacak aramdan yaklaşıp uzandı, başını yavaşça karnımın üzerine koydu. Yattığı yerden bacaklarımı, bellerimi okşuyordu o da… Dördümüz bir sevgi yumağı oluşturmuştuk. Merkezde ben, sevgililerim her yerimi okşayıp öpüyorlardı.

        Mutlulukla gözlerimi yumdum. İçimden bu anın hiç bitmemesini, hep sürmesini diledim.

 image

Kocamın Eski Am Borcunu Ödedim

image

          Eşimle aynı semtte, aynı okullarda büyümüştük. Birbirimizin ciddi olarak varlığını fark edene kadar ikimiz de aynı ortamda bir sürü sevgili değiştirmiştik. Sonunda arkadaşlığımız ilerledi, sevişerek evlendik ve bu güne kadar da çok mutluyuz.

          Evlenince aramızda herhangi bir sır olmayacağına dair yemin etmiştik. İkimiz de eski hikayelerimizi, kimlerle düşüp kalktığımızı, bekarlığımızda yaşadığımız çarpıcı şeylerin hepsini birbirimize anlatmıştık. Aramızda gizli hiçbir şey kalmamıştı. Kocamın eski sevgililerini, onlarla yaşadıklarını hepsini biliyordum.

          O, yaşadığı şeylerin ayrıntılarını, biraz da zamparalığından gurur duyarcasına anlatınca, hem onun zorlamasıyla, hem eski seks anılarımla tahrik olduğumdan, ki bunları yatakta anlatırdık birbirimize, ben de kocama çıktığım oğlanlarla yaptıklarım konusunda detaylara girmeye başladım.

          Anlaştığım çocuklara nasıl amıma fırça çektirdiğimi anlatırdım. En güzel kimin fırça çektiğini, sikini nasıl amımın dudaklarının arasına sokturduğumu, nasıl altmışdokuz yaptığımı, adeta o anı yeniden yaşıyormuş gibi, ballandıra ballandıra anlatırdım. Kocam da ben anlatırken otuzbir çekerdi.

          Onun da tanıdığı ve şimdi ailece görüştüğümüz bir erkek arkadaşımın sikinin nasıl büyük olduğunu ve kalınlığı nedeniyle ağzıma almakta nasıl zorlandığımı bile biliyordu kocam… 

image

          O da bana yaşadıklarını anlatıyordu. Komşumuzun kızını, ki hala onlarla da görüşüyoruz, götten sikmesine nedense çok kızmıştım. Ben bekaretimi koruduğum gibi hiç anal seks yapmamıştım. Sadece oral olmuştu kızlığımdaki seks hayatımda…

          Yani kısacası kocamla aynı zamanda iki arkadaştık. Ama evlendikten sonra ikimiz de başkaları ile olmadık. Çok beğenip istediğimiz olunca o gece cd seyrediyor kendimizi filmdekilerin yerine koyarak fantezide birbirimizi aldatıyorduk.

          Hele Fransız bir kadınla yaşadığı bir anısı vardı ki… Zaten yatağımızı şenlendiren, fantezi olaylarımızı başlatan da bu anı olmuştu.

          Üniversite yıllarında babası bir arkadaşıyla ortak, deniz kenarında, küçük çapta bir otelin işletmeciliğini yaparmış. Kocam da okuldan sonra hem ders çalışır, hem de otelin gece katipliğini yaparmış.

          “Bu gecelerden birinde tek çocuklu Fransız bir aile geldi.” diye anlatmaya başladı kocam o yaşadığı olayı…

          “Onlara hemen otel idaresi gibi kullandığımız odanın yanındaki odayı verdim. Aile otelde yemek servisi olmadığı için, yakında bir lokantaya giderek yemeklerini yedi ve otele döndüler. Adam biraz sonra odama gelerek şarap içmek istediklerini otelin bahçesi, terası gibi bir yer olup olmadığını sordu. Ben de onları otelin terasına çıkardım.

          Arada bir yanlarına çıkıp ihtiyaçlarını soruyordum. Son çıktığımda adam beni de oturttu. Çat pat okulda öğrenebildiğim kadar lisanımla konuşup anlaşmaya çalışıyorduk ki, o ana kadar bakmak istemediğim kadına gözlerim takıldı.

          Uzun boylu, uzun sarı saçlı bir kadındı. Üstünde içini belli eden incecik kumaşlı, önü de açılabilecek kadar açılmış kırmızı bir bluz vardı. Daracık bluzda meme uçları iyice belli oluyor, önündeki dekolte memelerinin arasına kadar inmiş ve memeleri nerdeyse görünüyordu.

          Anlaşılan o ki ben gelirken apar topar toplanmaya çalışmıştı. Eteği sütun gibi bacaklarını açıkta bırakacak kadar kısa idi ve karşımda bacak bacak üstüne atmış vaziyetteydi. Ona takıldığımı fark eden kocası, ben anlayacağım kaygısıyla direkt söyleyemeden kadına habire bir şeyler işaretler ediyordu.

          Bunun üzerine kadın kalkıp odasına indi. Biraz sonra ben de ikram ettikleri şarap kadehini bitirmiştim. Adama teşekkür edip aşağı
inerken, üstündeki açık bluz ve mini eteğini çıkarıp pijamalarını giymiş olan kadın da tekrar terasa çıkıyordu.

          Terasa çıkan dar merdivende karşılaştığımızda, centilmen bir erkek olarak kenara çekildim ve geçmesi için yer açtım. Kadın yüzüme bakıp gülümsedi. Benimle aynı basamağa geldiğinde yanımda durdu ve başımı elleri arasına aldı, dudaklarıma yapışıverdi. Adeta yedi beni…

          Ben şaşırıp kalmıştım. Daha ne olduğunu anlayamadan öpüşmeyi kesti, beni piç gibi merdivende bıraktı, arkasını dönüp terasa gitti. Biraz sonra da benim yönetim odasının yanındaki kendi odalarına döndüler. Odadan gelen seslerden seviştikleri belliydi.

          Ben de kadının merdivenlerdeki şehvetli öpüşmesinden, yan odadan gelen sevişme seslerinden öyle tahrik olmuştum ki, çıkarmış otuzbir çekiyordum. Gözlerimi kapatmış, kulağım yan odadan gelen inlemelerde, aklım kadının dekoltesinden uçlarına kadar görünen memelerinde… Mini eteğinden kalçalarına kadar sıyrılan güzel bacaklarında… Dilimde onun dudaklarının, dilinin tadı…

          Bir müddet sonra sevişmeleri boyunca azalıp çoğalan sesler tamamen kesildi. Ben de yorulmuştum. Onlar da ben de yattık. Odamın kapısı kilitli değildi. Ben üzerimdeki mayoyla uyumuşum.  Gecenin bir vakti üzerime birinin abanmasıyla neye uğradığımı anlayamadan korkuyla uyandım. Kadın üzerime eğilmiş ve dudaklarımı öpmek üzereydi.

          19 yaşındaydım. Genelev tecrübemden başka bir kere de komşumuzun kızıyla yalap şalap, saklı gizli öpüşmüştük. Yani o gün için bütün tecrübem bu kadardı. Doğru dürüst öpüşmeyi bile bilmiyordum.

          Ama kadın çok iyi biliyordu. Öylesine aldı ki beni altına, dudaklarımı yiyor, elleri vücudumun her yerinde dolaşıyordu. Yatmadan önce iki kez otuzbir çektiğim halde sikim mayonun içinde kazık kesilmişti. Üstüme çıkmış, pijamasının üstünden o kazığa amını sürtüp duruyordu.

          Ben de elimi göğüslerine uzattığım anda pijamasının üstünü çıkarıp attı. Taş gibi göğüsleri vardı. Elimi alta uzattığımda da pijamasının altını çıkarıverdi hemen… Amının kenarlarını temizlemiş, üstünü bırakmıştı. Sarı sarı, uzun tüyleri aksesuar gibi ıslak amının üzerinde çok güzel görünüyorlardı.

          Eğildi, ellerini mayoma götürdü. Gözleri parlayarak mayomu çıkardı. İkimiz de çırılçıplaktık ve çılgın gibiydik. Hızlı bir şekilde dönüp altıma girdi. Sikimi tuttuğu gibi amına yerleştiriverdi. Ateş gibi yanıyordu. O kadar nefisti ki… Sikimi çıkarmadan iki defa boşaldım.

          İşimiz bitince kalktı, yerdeki pijamalarını eline aldı. Dudaklarımdan öptü ve elinde pijamalarıyla, çırılçıplak vaziyette kocasının yanına gitti. O gece bir kere daha geldi. Doymamıştı. Ben de öyle… Gece sabah demeden karşılık verdim, ama bu sefer bir kere sikebildim.

          Sabah kalktılar, hesabı ödeyip gittiler.  Arkalarından odayı toplamak için girdiğimde, kadının külodu yatağın üzerinde duruyordu. Ağı ıslaktı, yatağın üstüne özenle, benim için bırakılmıştı. Gecenin teşekkürü olarak…” 

image

          Bunları neden anlatıyorum?

          Yaz tatili için bir Fransız tatil köyüne gelmiştik. Etrafımız Fransız turistlerle kaynıyordu. Kolejde iyi bir Fransızca eğitimi aldığımdan etrafımızdakilerle gayet güzel anlaşabiliyordum. Kocamın anlattığı ve beni çok etkileyen, Fransız çiftle yaşadığı o güzel anı aklımıza geldi ortamı görünce… Otele yerleştiğimiz ilk gece sevişirken bacaklarımın arasında beni siken kocama,

          “İşte şimdi intikam günüm geldi aşkım…” dedim. “Rövanş sırası bende… Sen o Fransız kadınla seviştin, ben de burada Fransız bir erkek bulup sevişicem… Ödeşeceğiz. Hiç kaçarın yok, itiraz istemem”

          Benim bu sözlerim kocamı tahrik etmiş, içimde gidip gelen siki daha bir büyümüştü sanki… Hareketleri hızlanırken,

          “Ohhh… Yap karıcım… Sana bir borcum var. İtiraz etmeye de hakkım yok. Sen de siktir kendini… Ödeşelim…” diye inleye inleye içime boşaldı.

          Ertesi gün tatil köyündeki tatilimiz tam anlamıyla başladı. Akdenizin sıcağı bizi azdırıyordu. Kocamda kendine küçük gelen bir önceki sene giydiği siyah mayo vardı ve sürekli önü kabarık dolaşıyor, kalkan sikini zaptetmeye çalışıyordu.

          Bende kenarları ipli tanga bikini altı vardı sadece… Etrafta üstsüz dolaşan yabancıları görünce ben de üst giymeye gerek görmemiştim. Yani sadece amımın üstü örtülü bir durumda.

          Önceleri mayo değiştirirken belime havlu sarıyordum. Baktım, ortalıkta kaç göç yok, utanmak hiç yok, artık havluya da gerek duymuyordum. Kurulandıktan sonra havluyu bırakıp ayakta mayo değiştiriyordum.

          Düşünebiliyor musunuz, çok kısa bir zaman da olsa plajda ayakta çırılçıplak kalıyordum. Tabi etraftaki gözler hemen bana odaklanıyordu. Bense onlara hiç aldırmadan ıslağını çıkarıp kuru bikini altını bacaklarıma geçiriyordum. Tüm serbestliğine rağmen, kocam etraftaki erkeklerin bakışlarını gördükçe,

          “Gül… Hayatım, yapma şunu…” diyordu. Ben de,

          “Aman aşkım… Sade ben mi yapıyorum? Aldırmıyorum bile bakanlara… Sen de aldırma, boş ver” diyordum.

          Yalan da söylemiyordum. Etrafta çok kişi, kadın erkek, çoluk çocuk öyle değiştiriyordu mayosunu… Soyunma kabini olmasına rağmen… Genelde yaşlılar kullanıyordu kabinleri… Kalan herkes kafasına göre takılıyordu yani… Her an uzakta, yakında, mayosunu bikinisini değiştiriveren bir kadının kadınlık organıyla, irili ufaklı penislerle burun buruna gelebiliyorduk.

          İkinci günümüzdü. Bir aile dikkatimi çekti. Bize göre biraz daha gençlerdi. Tesadüf değilse bizim peşimizdeydiler veya en azından erkek öyleydi. Denizde de kumda da hep biz yakın olmaya çalışıyordu. Kocam da fark etmişti bunu… Aslında beni uyandıran o olmuştu. Bana demez mi,

          “İstersen fransıza am borcumu buna ödeyelim. Ne dersin?”

image

          Güneş gözlüklerinin altından baktım. Kaslı, kuvvetli, yakışıklı bir oğlandı. Yanındaki kız da fena değildi doğrusu… İçim gıcıklandı,

          “Mmmm… Tam ağzıma layıkmış. Hemen ödeyeyim aşkım” dedim.

          “Orospusun sen…  Benim güzel oruspum… Tarzan gibi herifi görünce canın çekti, değil mi? Kendini siktirmek için bahane arıyorsun” dedi, gülüştük.

          Denizde yüzerken ben bikinimin altını da çıkarırdım. Biraz açıkta yüzer, kalabalığa fazla yaklaşmazdık. Çıplak yüzmeyi çok seviyordum. Bikini altını kocama verirdim, o da kendi mayosunun içine sokar, öyle yüzerdik.

          Azdığımızda da denizde sevişirdik. İki üç metre ötemizde insanlar yüzerken burada sevişmek ve de sikişmek korkunç zevk veriyordu. Zaten yakındakiler fark ediyordu ama onlar da aynı şeyi yaptığı için kimse aldırmıyor, kimse bize, diğer sevişenlere, öpüşenlere bakmıyordu bile…

          O gün de yine birbirimize dokuna dokuna azıp seviştikten sonra buz gibi denizde soğuyan ve sertleşen sikini, artık yanmaya başlayan sıcacık amcığıma tam yerleştirdiğinde bahsettiğim adam dibimizde bitiverdi. Kocamla öyle azmıştık ki,

          “Boş ver, duramam ben… Sikin amıma girmiş artık. Sakın çıkarma, keserim onu… Devam et…” dedim. 

image

          Ben öyle söyleyince biz sonuna kadar gittik. Adamın etrafımızda yüzmesine, bakmasına aldırmadan denizin içinde bir güzel sikiştik.
Adam ikimizi de çırılçıplak görüyordu. Hareketlerimizi izliyordu. Bize çok güzel anlamında bir işaret yapıp yanımızda bir müddet yüzdü. Ben hala çırılçıplaktım. Adam suya dalıp çıkıyor, görmeye çalışıyordu. Kocam gülerek,

          “Dal bakalım dal, su altında ne göreceksen? Aç bacaklarını aşkım, zavallı iyi göremiyor amcığını…” 

          Ben de gülerek onun dediğini yaptım. Bacaklarımı pergel gibi açıp ona doğru döndüm, suyun altında çıplak bedenimi sergiledim Fransıza… Ben de suyun altına daldım, çıktım, biraz daha ileriye açıldıktan sonra suyun üstünde çırılçıplak sırt üstü uzanıp dinlenmeye çalıştım. Tabi, onun da yakınımızda olduğunu söylememe gerek yok.

image

          Sonunda sevişmenin verdiği yorgunluk ağır bastı. Bikinin altını kocamdan alıp giydim, denizden çıktık. Bikinimi değiştirirken adam tam karşımıza, beni önden görecek şekilde oturdu. Ben de biraz ağırdan aldım değiştirirken, kuru bikiniyi giymek için acele etmedim fazla… Ona göstere göstere bikini altını giyip oturdum.

          Bu sefer adam ayağa kalktı ve mayosunu çıkarıverdi. Değiştirene kadar o da çırılçıplaktı. Hatırı sayılır bir erkekliği vardı oğlanın… Sapsarı kıvırcık kasık kılları dibinde bir çalı kümesi gibiydi. Kalın, damarlı, iştah açıcı bir şeydi. Ben de mayo değiştirmesini ona inat, tepki vermeden, başımı başka yana çevirmeye çalışmadan, gülümseyerek, gayet rahat bir tavırla seyrediyordum. Kocam cık cık yaptı,

          “Sikseydin bari ibne…” dedi. “Şuna bak, sikini bize göstermek için yapmadığı numara kalmadı. Bizde de var oğlum ondan…”

          “Ama Sezarın hakkını Sezara ver aşkım, güzel siki var oğlanın… Yakışıklı da…”

image

          Adam mayosunu giydi, benim yan tarafımdaki şezlonga uzandı o da… Denizde sevişirken dilim damağım kurumuştu. Kocamdan içecek soğuk bir şeyler istedim.

          “Emin misin? Bu Don Juan kılıklı yanı başına çöreklenmişken gidemem bir yere…”

          “Hadi lütfen… Bu kadar insanın içinde yatırıp sikecek hali yok ya… En fazla bakar bana… Eh, ben de ona bakarım pis pis, ödeşiriz…”

          Kocam uzaklaşınca beklediğim şey oldu, yanımdaki Fransız yaklaştı. Gayet kibar bir tavırla kendini tanıttı, karısıyla tatile geldiklerini falan anlattı. Ben de kocamla ikimiz hakkında bir şeyler söyledim. Sohbete başladık.

          “Eşimle ben sizden çok hoşlandık. Candan, samimi insanlarsınız. Burada hiç tanıdığımız yok, bu kısa tatilde arkadaş olabilir miyiz Guul?” diye sordu.

          O çok sevdiğim Fransız aksanıyla uzatarak söylediği ismimi onun ağzından duyunca, başımı çevirip bana istekle bakan yakışıklı yüzüne baktım, içimin yağları eridi sanki… Uzun sarı saçları, ona çok yakışan kirli sarı sakalı, etli dudakları, mavi gözleri… Çıplak meme uçlarım kabarıverdi bir anda… Onun bakışları da benim yüzümle memelerim arasında gidip geliyordu.

          “Elbette, neden olmasın?” dedim gülümseyerek…

          “Sevindim Gul. Az önce denizde eşinizle sizi gördüm sevişirken, çok hoşuma gittiniz. Umarım rahatsız etmemişimdir.”

          “Yoo… Rahatsız olmadım. Tam aksine, beğendiğine de ben sevindim Paul”

          O arada kocam geldi yanımıza… Elindeki kadehlerden birini uzatırken,

          “Hayrola? Ben gider gitmez Don Juanla hemen samimi olmuşsunuz bakıyorum…”

          “Adı Paul aşkım… Bizden hoşlanmışlar, bizimle arkadaş olmak istiyorlarmış.”

          “Sen ne dedin peki?”

          “Olur dedim, ne diyeceğim?”  Kocam benim üzerimden uzanıp adama gülümseyerek elini uzattı, benden kaptığı bir iki kelime Fransızcasıyla,

          “Merhaba, Mert ben…” diye kendini tanıtırken bana da dişlerinin arasından Türkçe homurdanıyordu, “Başıma geleceği biliyordum zaten… Sen benim borcumu bahane edip bu yakışıklıya kendini siktirmeden durmazsın artık…”

          Onlar tarzanca konuşmaya çalışırken ben elime güneş yağı şişesini aldım. Paul hemen fırlayıp elimden kaptı ve yardımcı olayım diyerek omuzlarımdan aşağı sözde yağ sürmeye başladı. Kocamla göz göz geldik, bir göz işareti yaptı, birbirimize gülümsedik. Paul’ün yağlı elleri bedenimde kayarken yağlanıyor muydum, ikimiz sevişiyor muyduk, hiç belli değildi.

          Kocam yanımda bize bakarken benim göğüslerim adamın avuçlarındaydı. Ben meme uçlarımı ağzına alsa, emse diye kıvranırken, sanırım kocamdan çekindiğinden sadece memelerimin kenarlarından bastıra bastıra, içimi erite erite yağı süren elleri aşağı doğru indi. Parmakları bikinimin iplerinin altından geçerek okşaya okşaya dolaşıyor, bacak aralarımda geziniyordu.

image

          Kocamın ses çıkarmamasıyla iyice cesaretlenen Paul, dayanamamış olmalı ki, bir anda istekle kabaran kadınlığımı avuçlayıverdi. Neye uğradığımı şaşırdım, kasılıverdim. Offf… Böyle giderse kocamın yanında orgazm olacaktım bu yabancının elleri altında…

          Dayanamayıp birden yüzükoyun döndüm. Şimdi adamın parmaklarıyla bedenimin arasında sadece tangamın ipiyle yarım avuçluk kumaşı vardı. Ve omuzlarımdan sırtımdan inen kaygan parmakları yuvarlak, arzuyla titreyen kalçalarımın arasına girerek yağlıyordu.

          Kocama azgın ve bakire bir kızken yaptığım yaramazlıkları, şehvetimle delirttiğim oğlanları uzun uzun anlattığım fantezi-gerçek karışımı hikayeler gibi bir an yaşıyorduk. Ama bu kez olay eski bir hikaye değil, yaşanan bir gerçekti. Kocamın ilgisiz gibi görünmeye çalışan, fakat içinde tahrik kıvılcımları çakıp duran, çok iyi tanıdığım gözleri önünde olup bitiyordu olay…

          Sonunda ellenmedik, yağ sürülmedik yerim kalmayınca mecburen  yağlanma bitti. Paul istemeye istemeye yağı bana bırakıp yerine döndüğünde mayosu yırtılacak gibiydi. Benim de bikinimin kumaşının altında istekle kabaran amım yumruk gibi olmuştu. Hatta kenarından zevk suyum sızıyordu.

          Öyle istiyordum ki bu yakışıklıyı… Onun kabarıklığına gözümü diktim. Nereye baktığımı anlamıştı hemen ama ben aldırmıyordum bile… İçime nasıl gireceğini hayal ediyordum kısık gözlerimle sikine bakarken… O sırada kocam ayağa kalkarak,

          “Hadi denize girelim aşkım… Adam seni yedi bitirdi, size bakarken benim de canım çok çekti seni… Denizde bir posta daha atayım da görsün Paul efendi… Benim azgın karım yarak diye kıvranıyordur şimdi, bilirim…” diye seslendi.

          Mayosunun önünü ovuşturuyordu yanımda ayakta dururken… Ben de kalktım. Kocam bana elini uzattı, ben ona aldırmadan elimi Paul’e uzattım. O da elimden tutup şezlongtan kalktı, şaşırmıştı. Kocamın gözlerinin içine bakarak,

          “Aşkım… Ne olur bırak, buna siktireyim bir kere… Amım yanıyor… Lütfen izin ver… Dayanamıyorum…”

          “Ne? Nasıl yani? Ne diyorsun aşkım sen?” diye kekeleyen kocamın başka bir şey söylemesine izin vermeden, şaşkın bakışları altında Paul ile el ele tutuştuk. Adamı aldım, denize götürdüm. Zavallı Paul şaşkınlıkla bir bana bakıyor, bir arkamızda kalan kocama… Ne olduğunu çözmeye çalışıyordu. Elini çekiştirip,

          “Sen kocama aldırma… Seninle yüzmek istiyorum. Hem de kocamla yaptığımız gibi… Bizi izliyordun ya… Aynı öyle… Çırılçıplak…” dedim arzudan boğuklaşan sesimle…

          Daha su belimize gelir gelmez ikimiz de altımızdaki fazlalıkları çıkardık, elimize aldık. Biraz önce kocamla seviştiğim yerde şimdi başka bir erkekle sevişiyordum. Uzun uzun öpüştük. Dudakları şeker gibiydi. Yemeye doyamıyordum. O da derin bir Fransız öpücüğüyle ağzımın içine dalmıştı diliyle…

          Soğuk suda dipdiri göğüslerimi avuçlayıp mıncıklıyor, dillerimiz birbirini okşuyordu. Denizin içinde kaya gibi olmuş siki kasıklarıma batıp duruyordu. Aynı kocama yaptığım gibi öpüşmeyi kesmeden suda zıplayıp adamın boynuna sarıldım, bacaklarımı onun beline doladım.

          Elli metre ilerimizde kocam yattığı yerden bizi izliyordu. Ve kendinden biliyordu ki bu pozisyonda Fransızın siki içimdeydi. Öyleydi evet… Fransızın kalın ve uzun siki artık benim amımdaydı. Öyle büyük bir zevk duyuyordum ki kasılmalarımı sanırım kocam uzaktan bile fark edebiliyordu. Adam alttan minik hareketlerle amımı pompaladıkça ben aldığım korkunç zevkin etkisiyle daha sıkı sarılıyordum boynuna.

          Aniden Paul kasıldı, siki içimde daha bir büyüdü. Boşalıyordu. Ben de dayanamadım, omzunu ısıra ısıra orgazm oldum. Bir müddet denizin dalgalarıyla sallana sallana suyun içinde o vaziyette kaldık. Sonunda bitti. Bacaklarımı belinden çözüp kendimi suya attım. Müthiş bir deneyimdi doğrusu…

          Denizden çıkmadan ben bikini altımı, o mayosunu giydi. Yine el ele tutuşup yerimize gittiğimizde bu kez kocamın yanındaki şezlongta Paul’ün karısı da vardı. Birlikte ne yaptığımızı görmüştü o da… Kocam Fransızca bilmez, kadın Türkçe… Kısa bir tanışıp sessizce, konuşmadan, ikisi beraber bizim denizde nasıl seviştiğimizi izlemişler…

          Hiçbir şey söylemedik birbirimize… Ne Paul’ün karısı, ne kocam, ne de biz… Hiçbir şeye karışmıyordu Marie… Kocam da… Bütün gün denizde Paul ile birbirimize giriyor, doyasıya sikişiyor, sonra çıkıp kumda pervasızca öpüşüp koklaşıyorduk.

          Ona kocamın yıllar önce Fransız kadınla yaşadığı macerayı anlattım. Benim de kocamın borcunu ödediğimi söyledim. Hoşuna gitti, kahkahalarla güldü. Karısına da anlattı, o da katıldı bize… Biz sevişirken kocamla sık sık yalnız kalıyorlardı. Kocam sonradan anlattı, onlar da odaya gidip orda halvet oluyorlarmış.

image

          O tatil köyünde kaldığımız bir hafta boyunca benim iki kocam oldu. Geceleri kocamın koynunda bir iki kere verip onu mutlu ederken, gündüzleri havuzda, denizde Paul ile birlikte kıyasıya sevişiyorduk. Ama biz daha doyamadan, sayılı gün çabuk geçermiş, tatil bitiverdi.

          Son gecemizde diskoda dördümüz birlikte eğlendikten sonra bizim odaya gittik hep beraber… Odada hepimize bir durgunluk çöktü. Bir yandan gündüz sevişmelerin, gece eğlencenin yorgunluğu, bir yandan ayrılığın hüznü… Ben Paul’e bakıp duruyordum üzgün üzgün… Birbirimize öyle alışmıştık ki… Dayanamayıp sarıldım, dudaklarından öptüm.

          “Hey, hadi artık çocuklar…” dedi kocam neşeyle… Marie’nin elinden tutup koltuğa, yanına çekti. Biz yatakta Paul ile birlikte oturuyorduk. “Madem bu son gecemiz, yarın yok, ayrılıyoruz… Hadi Paul ile finalinizi yapın bakalım. Biz de sizi izleyelim…”

          Kalktım, ağır hareketlerle üzerimde ne varsa striptiz yaparcasına çıkarıp çırılçıplak kaldım. Üstümde sadece diskoda giydiğim yüksek topuklu iskarpinler kalmıştı. Sonra Paul’u soymaya başladım. Gömlek, pantolon çıktı. İçine çamaşır giymemişti. Siki her zamanki gibi hazır asker ayakta, benim keyfimi bekliyordu bacaklarının arasında… Bacaklarının arasına diz çöküp ağzıma aldım sikini… Yaladım, yuttum. Her yerini okşuyor, adamı inletiyordum.

          Omuzlarından bastırıp geriye yatağa yatırdım. Ben de üzerine ters vaziyette çıkıp 69 pozisyonunda adamın üstüne bindim. Paul alttan benim amımı  yalayıp yutuyordu, ben de onun güzel sikini…

          Yalamaya doyunca ters döndüm, sikinin üzerine çıktım, dudaklarımı ısıra ısıra kalın sikinin üstüne oturdum. Amım öyle ıslanmıştı ki, yağ gibi kaydı içimde, kasıklarımız birleşti. Paul’ün hiç ellemediği kıvırcık kasık kılları klitorisimi gıdıklıyordu. Oturup kalkmaya başladım üstünde…

image

          Bu arada biz sevişirken iyice azan eşlerimiz de soyunmuşlar, bizi izlerken kendilerini okşuyorlardı. Evliliğimiz boyunca ilk defa kocamın gözleri önünde yabancı bir erkekle sevişiyordum. Bunu bilmek aldığım zevki daha da arttırıyordu. Marie’nin kocama iştahlı bakışları çarptı gözüme… Seslendim, 

          “Neden siz de katılmıyorsunuz Marie? Bak, kocam bize bakıp bakıp penisini okşayıp duruyor zavallı… Hadi, başlayın siz de… Bu güzel zevki yaşayın. Hep beraber zevk alalım…”

          Kocam benim ne söylediğimi anlamamıştı ama, Marie aşağıya bacaklarının arasına kayıp sikini ağzına alınca konuyu anladı. Kısa kesilmiş saçlarını kavrayıp başını kasıklarına indirip kaldırmaya, kazık gibi olmuş sikini Marie’nin ağzına sokup çıkarmaya başladı.

          Paul altta kalmaktan bıkınca beni yana devirdi, bacaklarımı ayırıp üstüme çıktı. Kalın yarağını amıma gömdü. İnleyerek kıvrandım, boynuna kollarımla, beline bacaklarımla sımsıkı sarıldım. Güzel sikini sonuna kadar almaya çalışıyordum.

          Paul beni eze eze, yatağa bastıra bastıra pompalamaya başlarken, kocam da Marie’yi alıp yatağa, yanımıza gelmiş, domaltıp arkadan amına girmişti. O da belini sımsıkı kavradığı kadının arkasında gidip geliyordu.image

          Dördümüzün ateşi odada çalışan klimayı yetersiz hale getirmişti. Şimdi ayaklarımı tutup bacaklarımı ikiye ayırmış, amımda gidip gelen Paul’ün geniş kaslı tüysüz göğsünde ter damlacıkları vardı. Elimi uzatıp okşadım, damlaları alıp parmağımı ağzıma götürdüm, yaladım. Bu kez o parmağını ağzıma soktu. Siki amımda gidip gelirken ben de parmağını yalayıp emiyordum.

          Paul elini araya sokup klitorisimi parmaklarının arasında ezmeye başlayınca dayanamadım, bağıra bağıra zirveye ulaştım. Ben tüm kaslarımla kasılırken Paul sikinin amımda yoğrulmasına dayanamadı, o da başını arkaya atıp inleye inleye döllerini amıma boşalttı. Üstüme yığılıp kaldı. Tüm ağırlığıyla üstümde yatan erkeğin saçlarını okşayıp bizimkileri izlemeye başladım ben de…

          Onlar da sona yaklaşmışlardı. Pençelerini Marie’nin beline geçiren kocam piston gibi gidip geliyor, kasıkları kadının ıslak kalçalarına vururken kırbaç gibi şaklamalar duyuluyordu. Yattığım yerde alttan kocamın taşaklarının klitorisine çarptığını görebiliyordum. Marie’nin gözleri kaydı, titremeye başladı. Boşalıyordu. Ardından kocam haykırarak sikini kadının amından çıkardı. Ne kadar döl biriktirdiyse kadının sırtına, beline püskürttü hepsini…

          Odadaki tek yatağın üzerinde, dört terli, yorgun beden karmakarışık çırıl çıplak serilip kaldık. Kocam kalktı, duşa girip çıktı. Mini dolaptan birer kadeh viski koydu hepimize… Yudumladık. Paul de duşa giderken Marie kocasının arkasından gitti. Kısa birer duş alıp geldiler onlar da… Ben de temizlenip odaya döndüm, bizimkilerin yanına geldim.

image

          Duşun suyu kendime getirmişti beni… Yine iştahım kabarmıştı. Yatakta uzanan Paul’ün yanına oturup sikini okşamaya başladım. Parmaklarımın arasında okşanan alet hemen dikilince yatakta yatan üç çıplak bedene baktım. Aklıma izlediğimiz porno filmlerdeki sahneler geldi

          Kalkıp yatağın diğer tarafında uzanan kocamın yanına geçtim. Bu kez onunkini ağzıma aldım. Yarı inik durumdaki siki ağzımın içinde büyümeye başladı emildikçe… Yaladım, emdim, okşadım, iyice kaldırıp sertleştirdim. Manalı manalı yüzüne baktım, o da bana bakıyordu ne istediğimi  sorarcasına…

          “Aşkım, hani ikili üçlü hayallerimiz vardı ya bizim… Sevişirken hep fantezi yapardık…”

          “Evet azgın karıcım benim… Neler planlıyorsun bakalım? Grup seks mi istiyorsun?”

          “Oh, evet kocacım…” diye yüzüne baktım şımarık, isterik lolita ifademle… “Hadi ikiniz beraber girin bana… Tost yapın aranızda… Fırsat bu fırsat… Hayalimizi gerçekleştirelim. Bir daha böyle fırsat bulamayabiliriz. Hadi… Lütfen…”

          Hareketlendik. Ben Paul’ün üstüne çıkarken kocam da kalktı, Marie’nin ağzına kalkmış sikini verdi… Paul’ün üstünde oturup kalkmaya başladım. Paul elleriyle yatağın başlığındaki demirleri tutmuş, zevkle inip kalkarken hoplayan memelerimi seyrediyordu. Başımı çevirip kocamla Marie’ye baktım. Kocamın siki sertleşmiş, damarları çıkmıştı.

          “Ohhh… Marie… Kocamın sikini güzel yala bebeğim… İyice ıslatmanı istiyorum ağzında… İşi var… Birazdan arkama, göt deliğime girecek o ağzındaki yarak… Lütfen, benim için iyice ıslat, kayganlaşsın…”

          Marie ağzında kocamın siki olduğundan konuşamadı, başını salladı anladım dercesine… Daha bir yumuldu, tükürükleye tükürükleye ağzının içinde çeviriyor, çıkarıp yalıyordu.

          Bu arada kocamın parmağını arkamda hissettim. Ağzında tükürüklediği orta parmağıyla girişimi okşuyordu. Durdum, hareketsiz vaziyette parmağının tüy gibi büzüğümün etrafında dolaşmasını büyük bir hazla hissetmeye çalıştım. Bu arada ben durunca Paul altımda pompalamaya devam ediyor, amıma girip çıkıyordu.

          Kocamın kaygan parmağı kapımı zorlamaya başlamıştı şimdi… Bir boğumu girdi, zorlanınca çıkardı, amımı okşayıp sularından aldı, tekrar ıslak parmağını arkama, bu kez köküne kadar soktu. Bekledi. İyice alışınca sokup çıkarmaya başladı. İnledim,

          “Ohhh… Çok güzel… Devam et aşkım…” Paul’e Fransızca seslendim, “Ahh… Paul… Paul… Çok güzel sikiyorsun tatlım… Kocam da arkama girecek şimdi… Oohhh… İlk defa yapıyorum bunu… Çok güzelmiş…”

          “Evet aşkım… Ama bekle Gull… Kocanın penisi girince daha da güzel olacak. O zaman zevki görürsün. Marie ile ben bunu hep yapıyoruz. Paris’te üye olduğumuz swinger kulübümüz var bizim…” Şakadan yüzüne hafif bir tokat attım,

          “Ah, eşek seni… Son gecede mi söylenir bu? Keşke ilk günden deneseydik bunu… Neler kaçırmışız meğer?”

          İki erkeğin arasında hareketsiz duruyordum. Paul alttan sikini, kocam arka deliğimden parmağını sokup çıkarıyordu. Zevkten başım dönmeye başlamıştı. Arkamdaki parmak zorlamaya başlayınca ikincinin de girdiğini anladım. İki parmak birden girip çıktı bir süre…

          Ve kocamın siki kapıya dayandı. Marie’nin ağzından çıkan ıslak alet minik deliğimi zorlamaya başladı. İki parmağın verdiği alışkanlıkla açılıp kapanan büzüğüm, kocamın sikini biraz daha rahatça alabiliyordu. Paul altımda hareket etmeyi bırakmış, kocamın sikini tamamen almamı bekliyordu.

          Marie geldi yanıma… Kocamın sikini yalayan ıslak dudaklarıyla benim heyecandan aralık duran dudaklarımı buluşturdu. Okşarcasına öptü dudaklarımı, dilinin ucuyla gezindi.

          Ne tuhaf… Daha önce hiç lezbiyen ilişki yaşamamıştım. Pek ilgi çekici gelmiyordu bana… Hatta biraz ters de bulduğumu söyleyebilirim. Ama bu gece… Öylesine azmış, kudurmuştum ki… Marie’nin ıslak dudakları öyle çekici geliyor, dudaklarıma okşarcasına temas etmesi öyle zevk veriyordu ki…

          Bir anda oldu hepsi… Kocam belimi tutup sikini götüme gömdü dibine kadar… Dudaklarım Marie’nin ağzında acıyla inlerken o saçlarımı hırsla tutup ağzımı dudaklarıyla kapattı sımsıkı, eze eze öpmeye başladı. Paul alttan elleriyle memelerimi avuçladı, parmaklarının arasında kabarmış meme uçlarımı ezerek, canımı yakarak memelerimi mıncıklıyordu. Bu arada amımdaki siki de yavaşça hareketleniyordu.

image

          Ne yapacağımı şaşırmıştım aralarında… Her deliğimden, her zevk noktamdan uyarılıyordum. Kendimi bulutların arasında gibi hissediyordum. İçimdeki yaraklar hareket etmeye, gidip gelmeye başlayınca hele, iyice bittim ben… İki erkek anlaşmış gibi senkronize bir şekilde biri girerken diğeri çıkacak şekilde gidip geliyorlar, makine gibi çalışıyorlardı.

          Marie başını aramıza sokmuş, bir benimle öpüşüyordu, bir Paul ile… Paul beni alttan pompalarken, yattığı yerden elini Marie’nin bacak arasına uzatmış, birkaç parmağını karısının amına sokup çeviriyor, başparmağıyla klitorisini eziyordu. İçindeki parmakların verdiği zevkle kıvranan Marie bizimle öpüşürken şehvetle inleyip duruyordu.

          Aynı porno film sahnesi gibiydi yaşadığımız… Hepimiz zevk alıyorduk. Hele ben… İki erkek, bir kadının arasında zevkten geberiyordum. Bu yüzden olmalı, ilk ben boşaldım dayanamayıp… Aralarından zor bela kendimi kurtarıp pestile dönmüş bedenimi yatağa attım.

          Deliklerimden çıkmış taş gibi sikleriyle kalan iki erkek bu kez vahşi bakışlarla Marie’ye döndüler. O zaten dünden razıydı. Hemen aralarına katıldı. Bu kez onu becermeye başladılar. Grup sekse alışkın kadın öyle ustaca idare ediyordu ki iki erkeği, kıskandım doğrusu…

          Erkekler hareketsiz dururken Marie değirmen taşı gibi çalışan kalçalarıyla kendini iki erkeğe siktiriyordu. Gözle takip etmek imkansız bir hızla çalkaladığı, titrettiği kalçalarıyla iki erkeği de mest etti. Kendi haykırarak boşaldığı halde hiç durmadan devam etti, amından fışkırcasına süzülen sıvıları nasıl zevk aldığının kanıtıydı. İkisini de boşaltmadan bırakmadı.

          Yatakta iki kadın, iki erkek eller kollar bacaklar birbirimize karışmış vaziyette serildik. Marie’nin bacak arasından süzülen iki erkeğin döllerini temizleyecek hali bile kalmamıştı. Ben de öyle… Klimanın tatlı mırıltısı, yaşadığımız şehvetli saatlerin üstümüzdeki yorgunluğuyla uyuyup kaldık.

Ertesi gün öğleye doğru uyanabildik. İçimizden hiç gelmiyordu ama ayrılmak zorundaydık. İstemeye istemeye vedalaştık. Birbirimizin adreslerini, telefon numaralarını aldık.

          Aradan geçen birkaç ay boyunca o dolu dolu yaşadığımız bir haftalık muhteşem tatil hiç aklımızdan çıkmadı. Telefonda, internette konuştuk, görüştük. Hayatımıza, yatağımıza renk katmışlardı karı koca… Sevişirken yatakta aramızda, yanımızda hep onların hayali vardı.

          Bu sabah kargo şirketinin kuryesi bir zarf getirdi. Paris’ten geliyordu. Merakla, yırtarcasına zarfı açtığımda, içinden vize işlemleri için ikimiz adına düzenlenmiş bir davetiye ve bir ay sonraki bir tarihe alınmış iki kişilik gidiş dönüş uçak bileti çıktı.

          Paul ve Marie Paris’te bizi bekliyorlardı.


image

To Tumblr, Love Pixel Union
Azgın izlemiş. :) Tek elinizle zor olmustur di mi