Çikolata Yüzünden Seks Manyağı Oldum!

           image

          Adım Nilüfer, şu an 33 yaşında, dul bir bayanım. O zamanlar Anadolunun bir kasabasına bağlı ücra bir köyde oturuyorduk ve 15 yaşıma yeni girmiştim. Köydeki hemen herkes gibi bizim de maddi durumumuz oldukça kötüydü. 

          Her şey onbeşime girdiğim o yaz başladı. Yaz başında ilk kez adet olmuştum ve annemin demesiyle genç kızlığa geçmiştim. Daha yeni çıkmaya başlayan göğüslerim limondan biraz iri idi, kalçalarım ise sanki her gün büyüyor gibi geliyordu bana… Köyün meydanından geçerken kahvede oturan erkekler ben geçerken susuyorlar, ben geçene kadar sessizlik oluyordu. Neden baktıklarını anlamıyordum İncecik vücudu, iri kalçaları olan, sarı saçlı, zayıf bir kızdım işte. 

image

          Sabahları ev işlerinde anneme yardım ederdim, babam da köydeki küçücük bahçemizden geçimimizi sağlamaya çalışırdı. Öğleden sonraları da köyün çocukları ile toplanır, bahçelerde koşuşturur, köy meydanında oynardık. 

          Yine böyle bir gün arkadaşlarla oyun oynarken Hülya’yı gördüm. Üzerinde çok güzel bir elbise vardı, elindeki çikolatayı yiyerek, annesi ile köy meydanından geçiyordu. Bütün çocuklar ona hep hayran hayran bakardık. Hülya, köyün en zengini olan Durmuş Ağanın tek kızıydı. Aslında Durmuş amca ‘Ağa’ falan değildi. Ama çok miktarda toprağı, meyve bahçeleri vardı ve köyde arabası olan tek kişi oydu, o yüzden herkes ona ‘Ağam’ diye seslenirdi. Biz Hülya’ya uzaktan bakarken, biri başımı okşadı. Kafamı kaldırıp baktığımda, bu Hülya’nın babası Durmuş amcaydı. Bana, 

          “Neye bakıyorsun öyle?” dedi. Ben kafamı Hülya’ya çevirince, “Elbisesini mi beğendin, yoksa çikolatayı mı?” dedi ve güldükten sonra tekrar başımı okşayıp yanımdan uzaklaştı. 

          Aslında hem elbisesinde hem de çikolatada gözüm kalmıştı. Ama önemli olan, o an hayatımın değiştiği andı, tabi ben bunun farkına çok sonra varacaktım. Bütün gece rüyalar gördüm. Ben de Durmuş Ağanın kızıydım güya… Kucağına oturmuş, verdiği çikolatayı yerken Durmuş ağa da saçlarımı okşuyordu. Üstümde yepyeni elbiseler vardı… 

image

          Ertesi gün sabah yine erkenden kalktım, her sabah yaptığım önce tavukları yemleyip, elime küçük kovalarımı alıp aşağıdaki dereye su taşımaya indim. O zamanlar evlerimizde su olmadığı için dereden taşırdık. Dere eve biraz uzaktı. Tam derenin kenarına inmiş kovaları doldururken, Durmuş amca yanımda beliriverdi. 

          “Kolay gele kızım, senin adın neydi bakayım, kimin kızıydın sen?” dedikten sonra yanaklarımı okşadı. 

          “Adım Nilüfer, Ekrem’in kızıyım!” dedim. Durmuş ağa, 

          “Yaaa öyle mi, maşallah, kocaman olmuşsun kız sen! Dün Hülya’ya pek bi dikkatli baktın, söyle bakayım, elbisesini beğendin mi? Ayakkabıları da yeniydi!” gibi sözlerle beni imrendirmek için her şeyi yapıyordu. Sonra tekrar yanaklarımı okşayıp, 

          “Sana da alayım mı onlardan? Çikolata da alırım sana! İster misin yavrum?” deyince, ben başımı kaldırıp gözünün içine baktım ve 

          “Sahi bana da alır mısın?” deyiverdim. Cahillik işte, ne bileyim başıma gelecekleri. 

image

          “Tabi alırım! Ama önce senin bana biraz yardım etmen lazım!” dedi. 

          “Nasıl yardım edeceğim?” diye sorunca, Durmuş ağa, 

          “Bak kızım, sen artık kocaman olmuşsun, pek de bir güzelsin! Kızlar büyüyünce erkeklere bazı konularda yardım ederler!” dedi. Sonra hemen oradaki ağacın dibine oturdu, “Hele bir yanıma gel de konuşalım!” dedi. Ben de dizlerimin üstüne yanına oturdum. 

          “Bak şimdi, eğer dediklerimi yaparsan ve kimseye anlatmazsan, sana Hülya’nınkinden daha güzel elbiseler alırım, çikolatalar veririm!” dedi. O anda gözlerim parladı. Bunu fark eden Durmuş ağa, 

          “Çikolatayı sever misin?” dedi. 

          ‘Evet!’ anlamında başımı salladım. Çünkü çikolata, şeker gibi şeyler bizim için çok büyük şeylerdi, bayramdan bayrama ancak tadardık. Cebinden küçük bir şeker çıkarıp uzattı. Utanarak alıp açtım ve ağzıma atıverdim. Ben şekeri ağzımda emip dururken Durmuş ağa gözlerini ağzıma dikmişti, gözünü dudaklarımdan ayırmıyordu. Yüzünde bir gülümseme ile devam etti, 

          “Bak şimdi seninle birşeyler yapacağız, ama kimse bilmemeli, o zaman sana dediklerimin hepsini alırım!” dedi. 

          “Tamam Durmuş amca!” dedim. 

          O tekrar sıkı sıkı tembihledikten sonra, ayağındaki şalvarı usulca aşağı sıyırdı. O anda önünde sallanan şey dikkatimi çekti. Dikkatli dikkatli önüne baktığımı görünce, 

          “Bak kızım buna sik derler!” deyip, sikinin gövdesini yavaş yavaş okşamaya başladı. Durmuş ağa sikini okşadıkça, siki biraz daha uzuyor ve dikleşiyordu.

          “Erkekler siklerinin okşanmasından, öpülmesinden çok hoşlanırlar, memnun olurlar!” dedikten sonra benim sağ elimi avucunun içine alıp sikini dibinden kavrattı ve yukarı aşağı oynatmaya başladı. “Eğer sen de beni memnun edersen, sana elbiseler alırım, istediğin kadar çikolata yersin!” dedi. 

          Gözleri kısılmıştı Durmuş ağanın, hızlı hızlı nefes almaya başlamıştı ben okşadıkça… Bu arada ben halen şaşkın şaşkın elimin içindeki ‘Sik’ dediği şeye bakıyor, bir yandan da onun yardımı ile okşamaya devam ediyordum. Durmuş ağanın siki bir süre sonra artık kocaman olmuş, başı mantar gibi şişmişti. 

          “Durmuş amca, neden böyle büyüdü bu?” dediğimde, 

          “Senin okşamanı sevdi, şimdi diğer elinle de okşa bakayım!” deyip, diğer elimi de tutturdu sikine. Şimdi iki elimle tuttuğum sikini yavaş yavaş okşuyordum. Artık Durmuş ağa ellerini çekmiş, yanaklarımı saçlarımı okşuyordu. Sikin gövdesi artık avuçlarıma sığmıyordu. İki elimle tutmama rağmen, halen biraz kısmı ve başı açıkta idi. Hırıldayarak,

          “Dur hele biraz…” dedi, ellerimi tutup durdurdu beni… İki yanıma sarkıttı ellerimi… Entarimin yakasındaki 3 düğmeyi açıp, entarinin omuzlarından aşağı usulca çekti, entarinin üstü ve atletim bir anda belime düşüverdi. Şimdi üst kısmım çıplaktı… Ne kadar safmışım, cahilmişim… Memelerimi örteyim dedim, ellerimi tutup çekti, ben de sesimi çıkarmadım.

          Durmuş ağa önce sırtımı biraz okşadı, sonra da iri limon büyüklüğündeki göğüslerimi okşayıp, hafif hafif sıkmaya başladı. O anda içimde değişik duygular hissetmeye başladım. Adını koyamadığım bu duygu yüzünden yüzüm kıpkırmızı olmuş, amım karıncalamaya başlamıştı. Sonra Durmuş ağa, 

          “Bak kızım, sikim senin okşamanı sevip kocaman oldu, sikin kocamanına yarak derler!” deyip, 

          “Hadi bakayım, şimdi daha hızlı okşayıp memnun et beni!” dedi. Ben de yarağı yukarı aşağı daha hızlı okşamaya başladım. 

          Durmuş ağa biraz dikleşip, boynuma, oradan da göğüslerime inerek, küçük öpücükler kondurmaya başladı. Önceleri gıdıklansam da, sonradan bunun hoşuma gittiğini fark ettim. Bir eliyle bir göğsümü okşarken, diğer göğsümü öpüyor, ucunu yalıyordu.

           Sonra elini entarimin eteğinin içine usulca sokup, kasıklarımı okşamaya başladı. Bu durum beni çok etkilemişti, o anda amımdan su aktığını hissettim. Artık Durmuş ağanın yarağını sıkıca kavramış, dibinden ucuna kadar hızlı hızlı sıvazlıyordum. Durmuş ağa, 

          “Ohhhhh, çok tatlısın yavrum, ohhhhh, 31 çektir ağana, ohhhhhh, yerim senin her yerini tatlı yosmam benim, şu küçük göğüslerin güzelliğine bak!” diye inlemeli sesler çıkarmaya başlamıştı. 

          Sonra göğüslerimi ağzının içine alıp, uçlarını emmeye başladı. Göğüslerim küçük olduğuğundan tamamı ağzının içine sığıyor, ağzında kayboluyordu. Sırayla bir sağ göğsümü, bir sol göğsümü ağzına alıyordu. Ben o anda vücudumu kaplayan inanılmaz sıcaklığı anlamaya çalışırken, Durmuş ağa, “Ahhhhh, ohhhhhhh!” diye hırıltılı sesler çıkarmaya başladı, aynı anda da elleri ile kasıklarımı sıkıyordu. Birden elimdeki yarağı kalp gibi atmaya, ucundan beyaz bir sıvı fışkırmaya başladı. 

          “Ohhhh, bitirdin beni küçük kevaşeee, ohhhhhh!” diye inledi. Sonra da siki elimin içinde yavaş yavaş küçülmeye başladı. O an korku ile ellerimi çektim. Durmuş ağa gözleri kaymış bir şekilde, 

          “Aferin sana, çok memnun ettin beni!” deyince çocukça sevindim. “Hadi üstünü başını düzelt, ellerini de derede yıkayıp, sularını götür, annen merak etmesin!” dedi. Ben dediklerini yaparken, o da toparlandı ve “Yarın öğleden sonra su doldurmaya gel, bak sana neler getireceğim!” deyip yanımdan uzaklaştı. 

          Eve vardığımda annem halen işlerle uğraşıyordu. Anneme yardım ettim, sonra çocuklarla biraz oynadık. Ama aklımda halen dere kenarında olanlar vardı, bir de yarın acaba Durmuş ağanın bana ne vereceği… Akşam yatağımda zor uyudum. 

          Sabah oldu, her zamanki koşuşturma içinde öğleden sonra olmasını bekliyordum. Öğleden sonra anneme, 

          “Anne dereden su getireceğim!” dedim. Annem de, 

          “İyi olur, akşam hepimiz yıkanırız, 5-6 sefer ediver kızım!” dedi. 

          Kovaları alıp hemen dere kenarına koştum. Etrafa bakındım ama kimsecikler yoktu. 3 sefer eve gittim geldim, halen Durmuş ağa gelmemişti. Dere kenarına 4. varışımda Durmuş ağa oradaydı, beni görünce sırıtmaya başladı. Eliyle ‘Gel’ işareti yaptı. Hemen yanına koştum. 

          “Hele bir gel şu tarafa geçelim, bak sana ne vereceğim!” deyip, elimden tutarak beni biraz ilerideki çalılıkların arkasına götürdü. 

          Bizi burada kimsenin görmesine imkân yoktu. Sonra elini cebine atıp bir şey çıkardı, o an gözlerim parladı. Bu Gofretli çikolatalardandı, daha önce Hülya’nın elinde, birde muhtarın oğlu Ali yerken görmüştüm. Çikolatayı bana uzattı, ama ben tam alacakken çekti. Ben saf saf yüzüne bakarken, 

          “Hele şu entaririnin üzerini bir sıyırıver küçük yosmam benim!” dedi. 

          Ne dediğini tam anlamamıştım, ama hemen yaka düğmelerimi çözüp, entarimin üstünü atletimle beraber belime sıyırıverdim. Durmuş ağa çikolatayı elime verirken, kendi de bana iyice sokuldu. Kısacık boyumla göğsüne anca yetişiyordum. Ben çikolatayı yerken, o dizlerinin üzerine çöküp, belimi sıkıca kavradı ve dünkü gibi göğüslerimi ağzının içine alıp uçlarını emmeye başladı. Bir yandan da, 

          “Çok tatlısın, tazeciksin, ohhhh!” diye mırıldanıyordu. 

          Ben halen yavaş yavaş çikolatamı yiyordum. Sonra elleri entarimin eteğinden içeri süzülüp minicik kalçalarımı sıkıp okşamaya başladı. Halen göğüslerimi öpüp yalıyor, tamamını ağzının içine alıp alıp çıkarıyor, bu sırada da sürekli şapırtılı sesler çıkartıp, 

          “Çok güzeller, her yerin minicik orospu, deli oluyorum sana!” diye mırıldanıp duruyordu.  

           

          Bir süre göğüslerimi göbeğimi öpüp durdu, bu arada elleri sürekli kalçalarımı, kasıklarımı okşayıp duruyordu. Ben de o sırada, hem çikolata yemenin verdiği mutlulukla, hem de okşanmanın ve öpülmenin verdiği o değişik duyguyla, içimde bir şeylerin kıpırdanmaya başladığını hissediyordum. Yine bacak aramda değişik bir şeyler oluyordu, sonra amımın sulandığını hissettim. Bir an işedim sandım. Ama çok değişik bir duyguydu bu. 

          Çikolatam bitmiş, öylece Durmuş ağaya bakıyordum. Bunu gören Durmuş ağa ceketini yere serip üzerine oturdu ve şalvara benzeyen pantolonunu ayağından çıkardı. Beni elimden tutup yanına oturttu ve entarimi eteklerimden tutup çıkarttı. Şimdi onun yanında sadece donumla kalmıştım. Sonra yaklaşıp dudağımı öptü. Ben ne olduğunu anlamamıştım. 

          “Sana şimdi öpüşmeyi öğreteceğim!” dedikten sonra dudaklarıma yapıştı. Dudaklarımı emiyor, dilini ağzıma sokuyordu. Arada bir de bana bakıp, 

          “Sen de şöyle yap, böyle yap!” deyip duruyordu. Ne diyorsa yapıyordum. Bir süre sonra ben de artık ona ayak uydurmaya başlamıştım. Bu arada sürekli bacaklarımı ve göğüslerimi okşuyordu. Çok değişik duygular içersindeydim, vücudumun alev alev yandığını hissediyordum. Külodum sırılsıklam olmuştu, bundan biraz utanıyor, bir türlü neden ıslandığına anlam veremiyordum. Durmuş ağa kulağıma, 

          “Aferin çabuk öğreniyorsun, kısa süre sonra çok iyi öpüşürsün sen!” dediğinde, kendimi sanki çok önemli bir şey yapmış gibi hissettim. O anda gözüm sikine takıldı, dünkü gibi kocaman olmuş, başı mantar gibi şişmiş, dimdik duruyordu. 

          “Hadi okşa sikimi! Dün yaptığın gibi yapacaksın, hadi mutlu et ağanın kalkmış yarağını, küçük meleğim!” dediği anda ellerim birden sikini kavrayıp sıvazlamaya başladı.

           Bir süre daha göğüslerimi öpüp okşadı, bu sırada bacaklarımı ve kasıklarımı da sürekli okşuyor, hafif hafif sıkıyordu. Kulağıma, 

          “Biraz daha çikolata ister misin?” dedi. ‘Evet’ anlamında başımı sallayınca, gömleğinin cebinden bir şey çıkarıp, kapağını açtı. Bunu ilk kez görüyordum (Bildiğimiz ekmeğe sürülen çikolata işte, ben ilk kez görmüştüm o zaman). Sıcağın da etkisi ile iyice erimiş olan çikolatadan parmağıyla biraz alıp ağzıma soktu. Ben ağzımdaki çikolatayı yedikten sonra, biraz da sikinin ucuna sürdü çikolatadan ve 

          “Hadi ye onu!” dedi. Bu çok garibime gitmişti, ama dediğini de yapmadan duramıyordum. Kafamı aşağı eğerken ellerimi sikinden çekmiştim. Durmuş ağa hemen, 

          “Sikimi okşamaya devam et!” deyince tekrar kavradım. O da ensemden aşağı yavaşça bastırıp, kafamı sikinin ucuna getirdi, sikinin çikolatalı kafası tam burunumun dibinde duruyordu. 

                bunu bana yap

          Dilimle önce biraz yaladım, çikolatanın tadı ağzıma gelince çok hoşuma gitti ve dondurma yalar gibi hızlı hızlı yalamaya başladım. Aynı zamanda da sikinin gövdesini iyice kavramıştım ve sürekli yukarı aşağı okşayıp duruyordum. 

          “Aferin küçük yosmama, ohhh yala ağanın sikini, bak nasıl da mutlu ediyorsun beni, ohhhhh!” diye inleyip, sikinin başına biraz daha çikolata sürdü. 

          “Hadi şimdi ağzını kocaman açıp sikimin başını ağzına al!” dedi. Ağzımı kocaman açıp, sikinin kafasını ağzıma aldım, ama çok büyüktü, bütün ağzımı doldurmuştu, burnumdan zor nefes alıyordum. Ağzımın içi tekrar çikolata tadı ile dolmuştu. Sonra şeker emer gibi emmeye başladım. 

          Durmuş ağanın elleri sürekli her tarafımı okşuyor, nerem denk gelirse öpüyordu. Vücudumu tekrar ateş basmıştı. Onun sikini okşayıp yalamak bende değişik duygulara neden oluyordu, adını koyamadığım ama hoşuma giden duygulardı bunlar. Durmuş ağa, 

          “Dilinle etrafını yala, ohhhhh, ucunu ağzına sokup çıkar, em onu, em yarağımı küçük orospu!” diye mırıldanırken, ensemden tutmuş sikine bastırıyordu.

3holes4you:

Love the taste of pre-cum.

           Dediklerini pek anlamıyordum, ama anladığım kadarıyla ne derse yapmaya çalışıyordum. Durmuş ağa yavaş yavaş belini oynatmaya başladığında, sikinin gövdesi elimde, ucu ağzıma girip çıkıyor, siki ağzıma girdiğinde ucunu emiyor, hafif çıktığında dilimle yalıyordum. 

           ”Bak birazdan beni çok mutlu edeceksin, ağanın beyaz beyaz dölleri akacak, sakın kaçırma ağzını, yut onları, tamam mı küçük orospum benim?” dedikten sonra, belini daha hızlı oynatmaya başladı. 

          Artık yarak gırtlağıma kadar girip çıkıyordu, bu biraz midemin bulanmasına neden oluyordu. Ama ben halen sikini yalayıp, emmeye ve okşamaya çalışıyordum. Bir süre sonra Durmuş ağa, 

          “Ohhhhhh, ağzını siktiğim küçük yosmaaa, al sana ağanın dölleri, ohhhhh, amını da sikip dölleyecem senin, ohhhhh, ağzını sikeyimmm senin, ıhhhhhhhh!” diye, inleyip hırladı ve sikinden beyaz bir sıvı fışkırmaya başladı. 

          Sikini ağzıma ittirip ensemden bastırınca, ağzım o sıvıyla dolmuştu. Çoğunu yutmuştum o sıvının, ama tadı değişik gelmiş, midem bulanmıştı. Kafamı hemen çektim, öğürmeye başladım. 

          “Durmuş amca midem bulandı!” dediğimde, 

          “İlk kez tadıyorsun ya ondan, onlar benim döllerimdi, ağzını sikip döllerimi yutturdum sana, ohhhh, çok zevk verdin bana orospum, zamanla alışırsın küçük fahişem benim!” dedikten sonra beni kucağına oturtup, sağ eli ile belimi sıkıca kavradı. Kucağında ufacık kalmıştım.  

          “Bak şimdi ben de seni mutlu edeceğim! Hele bir tadını al, ondan sonra hep peşimde koşacaksın!” dedikten sonra omuzlarımı, göğüslerimi öpmeye başladı. Sonra diğer elini donumun içine kaydırdı. Donum sırılsıklamdı, image

          “Ağam donum ıslak, utanıyorum!” dedim.  

          “Utanma meleğim, o senin zevk suyun, amın keyiflenince böyle ıslanır, sikilip boşalmak ister!” dedikten sonra, elini donuma iyice sokup, parmağı ile amımın deliğini okşamaya başladı. “Bak buraya am denir, eğer sikimi buraya sokup boşalırsam, amını sikmiş olurum!” dedi. 

          Sonra kafasını göğüslerime gömüp göğüslerimi ağzının içine alıp uçlarını emmeye başladı. Göğüslerim ağzının içinde yok olurken, eli de amımı daha hızlı okşamaya başladı. 

          Vücudum alev alev yanıyordu. Amından sular sürekli akıyor, vücudumun her tarafı kasılıp duruyordu. Bir süre sonra bütün vücudum titremeye başladı, o anda sanki uçuyormuşum gibi bir his bütün bedenimi kapladı. Durmuş ağanın elini bacaklarımın arasına sıkıştırıp, farkında olmadan kollarımı boynuna dolayıp kasıldım.  

          O an dünyadan kopmuşum, inanılmaz bir şeydi. Durmuş ağa belimden sıkı sıkı kavramış, halen yavaş yavaş boynumu ve göğüslerimi öpüyor, amını yavaş yavaş ovuşturuyordu. Kollarında mayışmış kalmışım, kafam geri düşmüş, o anın verdiği mutluluğu yaşıyordum. Durmuş ağa, 

          “Hoşuna mı gitti yosma, ha ha ha, nasıl, boşalmak iyi geldi mi?” dediğinde, sadece ‘Evet!’ anlamında gözlerimi kırpabildim. 

          “Bu yaşadığına boşalmak denir, işte sen de beni boşalttığında böyle hissediyorum! Nasıl, mutlu musun?”  dedi. 

          Halen kollarım boynunda sarılı idi, başım omuzunda duruyordu. O ise yavaş yavaş vücudumu okşuyordu. Bu duygu bile çok güzeldi. 

          “Durmuş amca çok güzeldi, bir daha yap!” diye inlemeli bir sesle kafamı kaldırıp ona baktım. Durmuş ağa bir kahkaha atıp, 

          “Ben sana demiştim küçük kaltak, hele bir tadını al ondan sonra vaz geçemezsin diye! Amcığının ateşi sönmedi galiba, ama şimdilik bu kadar yeter, sonra gene yaparız!” dedikten sonra dudaklarıma yapıştı. 

          Bir süre öpüştükten sonra beni kucağından indirip, üstünü giyinmeye başladı. Ben de üzerimi giyindim. 

7 not

  1. mutsuzorospu bunu gönderdi
To Tumblr, Love Pixel Union
Azgın izlemiş. :) Tek elinizle zor olmustur di mi